Devlet, bölümler halinde sunulmuş 10 kitaptan oluşuyor.
Her bölüm kendi içinde farklı konuları işliyor. Birinci kitapta ‘Doğruluk’ ile başlayan diyaloglar onuncu ve son bölümde ‘ölümden sonrası’ ile bitiyor.
“Bugün insanlık adı altında toplanan değerlerin kaynaklarından biri de Platon’un Devlet’idir.”, diyor önsözde.
Haksız sayılmaz.
M.Ö. 400’lerde yaşamış hocası Sokrates’i konuşturduğu kurgusal diyaloglar üzerinden ilerleyen kitapta akıcı bir dil kullanılmakla birlikte içerik de çağına göre oldukça ileri ve derin.
Adına bakılarak siyasi doktrinlerle dolu sanılmasın. Tarih öncesi çağlarda yazılmasına rağmen hala geçerliliğini koruyan, gerçeklerle dolu. Eğitim, felsefe, siyaset, metafizik, bilim, sanat, edebiyat ne ararsanız var.
Atina Şehir Devleti’nde yaşayan insanların toplumsal ilişkilerini gözlemle değerlendirerek; insanlar arasında olan, olması gereken, eksik kalan ve olamayacak olanları, kahvehane sohbeti tadında hocası Sokrates ile Adeimantus ve Glaukon adında iki erkek kardeşini konuşturarak kurgulamış eserini Platon.
Atina’da bir demokrasi vardı evet ama bu demokrasinin akla uymayan tarafları da çoktu. Bunların farkında olması ve yanlışları dillendirmesi Sokrates’in sonunu hazırlamış, güçsüzleri ezen güçlüler tarafından ölüme mahkum edilmiştir. Platon, hocasını ölüme götüren düzene öylesine içerlemiş ki Atina’dan ayrılarak yaklaşık yirmi yıl Yunan şehirlerini ve Orta Doğu’yu gezmiş.
Kırklı yaşlarında da geri dönerek,
günümüz üniversitelerine kaynaklık eden bir okul -akademia- kurarak, kendini eğitime adamış olan Platon, hocasının sözleriyle kusursuz bir devlet çizerek, görünen dünya ile kavranan dünya arasındaki gözlemlerini öğrencileriyle paylaşmış ve bugün ‘Avrupa kültürü’ dediğimiz şeyi temellendirmiştir.
Kitaba dönersek;
Kişisel gelişim ve eğitimin
Sokrates sohbet/tartışma ortamında ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini anlatır. Bu eserinde ideal devlet yönetimini bir gemiye kaptanlık etmeye benzetmiştir ve bakıldığında bunun ne kadar doğru olduğu da aşikardır. Diyalektik bir bakışa sahip olmamı bu esere borçlu olabilirim. Genel olarak bakıldığında insan ruhundan yola çıkarak devlet anlayışı tanımlanmıştır. Modern ve totaliter bir devlet modelini de bize açıkça sunmakta. Kısaca kitabın içeriğinde edebiyat, felsefe, siyaset gibi sayısız alanları da bulmak mümkün. Her okunulduğunda farklı bir bakışa sahip olmak olası ve bence okunması gereken kitaplar da yer almalıdır.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
Bu site için ilk incelemem olacak. Önüme düştüğü için yazıyorum.
İnceleme yazmadan evvel başka arkadaşların incelemelerini de okuyayım dedim. Üzülerek söylüyorum ki çoğu kişi ne Platon'u tanıyor ne de dönem içinde Atina şehrinin yapısını/tarihini biliyor. Dolayısı ile Devlet kitabını da anlayamamış veya yanlış anlamış.
Size bu şekilde yazılan kitapları okumadan evvel kısa bir dönem araştırması yapmanızı tavsiye ediyorum. Fikir vermesi açısından çok basitçe döneme bakalım isterseniz;
1) Bugün Yunanistan dediğimiz topraklarda ve Ege bölgesi ada şehirlerini de içine aldığımız M.Ö.750-150 yaklaşık dönem Antik Yunan dönemi olarak adlandırılır. Bunlardan iki şehir devleti dönem içinde mücadele eder; Sparta ve Atina.
2) Bu bölge ticaretin de gelişmesiyle oldukça gelişmiş ve zenginleşmiş bir bölgedir. Elbette bu şehir devletlerinin yönetim sistemleri bulunmaktadır. Sparta sert bir askeri diktatörlük üzerine kurulu, soylu bir askeri sınıf tarafından yönetilen, köleci ve Totaliter bir rejime sahiptir. Atina ise adaylıkların olduğu, partilerin ve destekçilerinin söz sahibi olduğu, şimdi bizim Demokrasi dediğimiz sistemi yine belli bir "Soylu" azınlığın içinde yaşatan, yani bir gurup seçilmişin ancak oy kullandığı veya seçilebildiği, köleci ve Aristokratik bir rejime sahiptir.
3) Millet ticaret ile zenginleşince aslında kökende soylu olmayan bir Burjuva (Tüccar diyelim) sınıfı ortaya çıkar. Bunlar "biz neden oy kullanamıyoruz veya seçilemiyoruz?" diye yaygara yapar. Para da olunca yavaş yavaş bazı hakları kazanırlar. Bu süreç sonrası artık Burjuva seçilmeye ve seçmeye başlamıştır. Toplumun çoğunu oluşturan Atina halkı seçilemez veya oy kullanamazdı. Köleler zaten insan bile değildi.
4) Atina devleti artık Burjuva ve Aristokrat soyluların iktidar mücadelesine girdi. Artık
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
Ben bu kitapla yeniden doğdum... Okumayı sevdim, okur yazar oldum, kendimi buldum... Bu kitabı okuyana kadar yılda dört beş kitap okurdum, bu kitabı okuduğum sene yaklaşık 40 kitap okudum ve 1,5 sendedir aynı tempo ile okumaya devam ediyorum. Farkettiyseniz profil resmimi bu kitabın kapağından aldım, Hayri İrdal olmaktan çıktım Halit Ayarcı oldum... Bu kitap ile bu siteyi buldum, siz okurları tanıdım. Okuduğum kitaplara yorumlar yazdım ama bu kitap benim için özel olduğu için üzerine söz söylemeye sırrımı ifşa etmeye çekindim ve bugün Huzur'u okurken tamam dedim Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne inceleme yazacağım....
Bu kitabı on sene önce üniversitede bir arkadaşım tavsiye etmişti ama okumak yıllar sonrasına nasip oldu. Ama olsun okumaya başlamanın yaşı ve zamanı yok...
Biraz da kitaptan bahsedeyim. Konusu Hayri İrdal gibi pasif ve yılgın birisinin Halit Ayarcı gibi aktif ve özgüveni yüksek biriyle tanışıp hayatının nasıl değiştiğini ve Saatleri Ayarlama Enstitüsünü nasıl kurduklarını, başarıyı nasıl yakaladıklarını, o zamanın insanlarını ve toplumunu ince espirilerle hicv ederek anlatıyor.
Böyle bir enstitü gerçekten olmayabilir ama bence gerçekten olsa güzel olur. Geçenlerde bir camiiye girdim, camiinin duvarlarında altı tane saat var fakat her biri farklı bir zamanı gösteriyor. Bir müsliman için zaman çok önemlidir. Dakikası hatta saniyesine göre sahuru keser, iftar yaparız. Toplantılara, iş yerlerimize, randevularımıza zamanında gelememe alışkanlığımızdan bahsetmiyorum bile... Zaman tanzimi ve öncekilerin belirlenmesi toplum hayatının düzeni için çok önemlidir. Bu ve benzeri konuları hem deneme hem roman tadında, yer yer tebessümlerle ve yer yer düşüncelerle okuyacağınız güzel bir eser. Mutlaka okumalısınız.
Onu yalnızca dokunarak yalnızca koklayarak bile tanırdım;kör olsam bile nefeslerinden ,ayaklarını yere vuruşundan tanırdım.Ölmüş olsam bile ,dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu .