Altını çize çize okuyup sonunu iple çektiğim bir kitap oldu. Çünkü hep bir belirsizlikler vardı tezatlıkların içinde. Kitap boyu yazarın acaba bunlar karakterin mi yoksa yazarın kendi yaşadıklarımı diye düşünmedim değil. Nefret, kin, sevgi, aşağılanmak ve daha bir sürü ama çoğu negatiflik barındıran ve aslında karaktere göre
her kötünün nedeninin ya da özünün iyilikten çıktığını gösteren duygular ne güzel yansıtılmış. Hissettiği tüm kötü duyguların hep haklı bir nedenini buluyor. Nefret ve kin duyarak ve bazen de intikamını aldığını sanarak içinde ki adaleti sağlamış oluyor, sonuna kadar hak ettiklerini düşünüyor. Karakter o kadar tezatlıklardan oluşuyor ki insanın beyninde şimşek çakıyor. Kendini çok zeki, insanlardan üstün görüyorken aynı zamanda en acınası varlık olduğunu da düşünebiliyor.Duyguların en uçlarını yaşayan bir karakter kendi yer altından yazmış bütün nefretini, kinini insanlığa ve gerçek hayata karşı. Yer altı derken gerçek bir mağaradan bahsetmiyor, kendi evinin bir odası aslında. Tek yalnız kaldığı, dış dünyayla tüm ilişkisini kestiği yer.