"Kader bizleri görünmez kılar"
Beni en etkileyen cümle buydu. Santiago Nasar'ın kaderi çoktan yazılmıştı, ölümünü engelleyebilecek bir sürü kişi vardı fakat buna kimse engel olamadı. Ve yaşanacak olanlar yaşandı, bir Pazartesi günü, sabahın erken vaktinde...
Kolombiya Edebiyatı ilk kez okuyorum, bu aralar Dünya Mutfakları dersimde de Güney Amerika mutfak kültürünü öğrendiğim için tam yerinde bir kitap oldu. Bu sayede o topraklarda neler olup bittiğini, insanların nasıl hayatları olduğunu öğrenme şansına eriştim.
Kitap oldukça etkileyici bir anlatıma sahip, yazar kitapta baş karakterin arkadaşı rolünde, bu anlatım biçimi sayesinde bende sanki Kolombiya'da, o mahallede yaşıyor ve olaylara yakından tanık oluyor gibi hissettim.
Olay bir Pazartesi sabahı, Pedro Vicario ve Pablo Vicario adında ikiz kardeşlerin henüz 21 yaşında olan Santiago Nasar adında genç, zengin, neşeli ve yakışıklı bir adamı canice öldürmelerini anlatıyor. Kitap bu cani ölümün sorumlularını ve ölüme adım adım giderken yaşanılanları bizlere aktarıyor.
Santiago Nasar, İbrahim Nasar adında zengin bir adamın oğludur. Babası İbrahim, 3 yıl önce ölünce büyük bir servete sahip olur, annesi Placidia Linero ile yaşamaktadır. Evlerinde Victoria Guzman adında aşçı kadın ve onun genç ve güzel kızı Divina Flor çalışmaktadır. Aşçı kadının hayatına odaklandığımızda gençliğinde onun İbrahim Nasar ile olan ilişkisini görüyoruz, bir adamın metresi olarak harcanmış ve sonunda hizmetçilikle bitmiş bir hayat. Kızı Divina Flor'un da aynı yolda harcanmasını istemiyor, o yüzden Santiago Nasar'dan onu uzak tutmaya çalışıyor. Kitabın 1981'de yayımlandığını ve bu cinayetin üzerinden 27 yıl geçtiğini düşünürsek, olayın yaşandığı yıllarda Kolombiya'da bekaret oldukça önemli. Zaten cinayetin yaşanma sebebi de bir bekaret