SPOİLERLİ!
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:03
Çok büyük heyecanla başladığım bir kitaptı, kapağına ayrı bayılıyorum zaten o ayrı. Hiç beklediğim gibi olmadı diyebilirim. Beni şaşırttığı bazı yerleri oldu. Özellikle ilk bölümlerde Jane'e üzülmemek elde değildi ama cidden kapağında yazıldığı gibi yıllar sonra gelen mutluluk ama geç gelen mutluluk diye eklemeliydiler. Nedense bu dönemlerde yazılan kitaplarda bir hristiyan olmanın yüceliği üzerine oluyor hep ama hep mi böyle olur? Hiç mi şaşmaz. Ayrıca bu kitaplardaki evlilik aşkını anlamıyorum, belki o zamanlar için normal gelebilir ama şimdi okurken, sadece evlilik değil, daha on sekizinde olan bu kızın kendisinden 20 yaş büyük olan bir adama olan bu aşkı nedir? Emin miyiz bunun başka bir şey olmadığına! Bir de her şeyi bu çok yakışıklı, hu çirkin, bu güzel diye kategoride sokma aşkı da var. Bu çirkin çünkü kötü, bu güzel çünkü iyi. Yani insanı meraklandırıyor ama bu detaylar beni çok rahatsız etti. Keşke hiçbiri ile evlenmeyip ayakları üzerinde duran biri olsaydı. At. John salağı da tam bir salaktı. Jane sürekli o öyle yüce ve harika diyorud ama alakası yoktu,kendini beğenmişin tekiydi. Bir de Martı yayınlarının bu çevirisinde içinde Fransızca yazılan kısımların Türkçe hali de eklenebilirdi mesela. Bu kadar zor bir şey değil bence. Neyse çok şükür bitti. Ama okunur mu okunur? Denk gelirseniz bir şans verin!
Jane EyreCharlotte Brontë · Martı Yayınları · 201342,2bin okunma
Biraz hayal kırıklığına uğrattı... DİKKAT SPOİLER VAR
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Evet...ilk defa bir inceleme yazıyorum çünkü bu kitabı okuduğumda hissettiklerimi içimde tutmak istemedim. Kitap ilk başlarda gayet iyi ilerliyordu bir sıkıntısı yoktu ama yazar Euria'yı savunuyormuş gibi cümleler vardı yani okurken öyle hissediyordum sanki Euria'nın kötü olması mükemmel birşeymiş gibi... sanki zalim olması çok havalıymış gibi. Öyle bir hissiyat aldım bilmiyorum. Bence Euria kitapta fazla yüceltildi bu kadarına gerek yoktu. Ayrıca ne olursa olsun ben hiçbir zaman Euria'ya acımayacağım çünkü kötü olmak bir seçimdir. Herkes hayatta kötü ve dehşet verici şeyler yaşıyor ama herkes kötü olmayı sevmiyor Euira bunu kendisi seçti yani başına gelen herşeyi hak ettiğini düşünüyorum hatta daha fazlasını hak ediyordu. Şimdi spoilerli kısma geçiyorum (SPOİLER) ÇOOOK fazla gereksiz yere karakter öldüğünü düşünüyorum. Tamam Lin'in ölmesi çokta mantıksız gelmedi ama mesela diğerlerinin ölümü çok gereksizdi sanki sadece öldürmek için öldürüldüler ve çok aceleye geldi. Mesela Nyx ve Valro'nün düşünecek beyinleri yok mu Euria'nın öldürücü gücünden haberdarlar nasıl olur da canları çok kolay birşeymiş gibi Lin'in önüne geçip bizden yararlan diyebilirler? Lin bile kendine o kadar güvenmedi onlar nasıl güvendi pardon? Zatne ikisi de gereksiz yere öldü. Mesela Andros'un ölümü de çok aceleye getirilmişti. Ya resmen zafer kazanıldıktan sonra Andros'un öldüğünü öğrendik ve yazar bunu çok yüzeysel bir şekilde anlatmıştı bir cümlede anlatıp bitmişti. Zaten adamı bu kitapta tanıdık en azından onun için adil bir son gerekiyordu ölüm nedeni acayip saçma adamın kalkan ve saldırı gücü var buna rağmen Drystan'ın zaman kazanması için birkaç askerle savaşırken öldü öyle mi? Kulağa çok saçma ve mantıksız geliyor. Delhin ve Rakan'ın ölümünden de sanki günlük bişeyden bahsediyormuş
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202691 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:11
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum. Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız? Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye. Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ????? Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Alıntı
AylakStefan Zweig · İndigo Yayınları · 20191,491 okunma
5/10
·368 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:55
Çok uzun incelemelerden hep nefret ettim çünkü bir gün o nefret ettiğimi yapmak zorunda kalacağımı hiç düşünmezdim. Benim düşünceme göre; Kitabı yorumlara güvenerek hevesle aldım ancak daha ilk sayfalarda fırlatıp atmamak için kendimle savaştım diyebilirim. Sözde kadın psikolojisini konu alıp başlık edinen kitabın ilk bölümlerinde kadının psikolojisinden çok nasıl davranması gerektiğiyle ilgili “akıllı kadın şöyle yapar, akıllı kadın böyle yapar” cümleleri baz alınarak bir kalıba sokulmaya çalışılmış. Bölümlerin devamında ataerkil yapının bozulması gerekliliği ve kadının 2.plana atılması hususuna dikkat çekilse de ana tema yine kadının aşırı duygusal ve hassas yönlerini neden gösterip yine gelenekselci görüşte tıkanmış.Nitekim yazar, kadın duygusal yönüne uygun mesleği seçmeli (öğretmenliği örnek göstererek devam etmiş) derken başka bir bölümde “cinsiyetinden dolayı bir insanın başarısı engellenmemelidir.” diyerek kendiyle çelişkiye düşmüş.Çok şükür ki kadını kalıba sokmaya çalışırken aralara eşitlik serpmeyi de ihmal etmemiş. Dikkatimi çeken başka bir bölüm de feminizmi eleştirdiği kısım. Bir yerde tam olarak şöyle diyor “Yaş 50ye yaklaşmış maddi kazancı artmış erkekler ‘eşime karşı bir şey hissetmiyorum, dünyaya bir kez geldim bari istediğimle olayım derken eşi yanında ağlayarak tedaviye geliyordu. Feminizmden sonra bu durum tersine döndü ve kadınlar bu şekilde düşünmeye başladı.Feminizm çıkış noktasından saparak erkeklerden nefrete dönüştü.’” diyor. Feminizm erkek düşmanlığı olmadığı gibi kadının yeri de evi ve çocukları onu iten, aşağılayan, aldatan kocasının yanı değildir.Elbetteki aile çok önemli ve saygı duyulması, korunması gereken bir kavram ancak yapılan çifte standart bana göre gerçek aile yapısına uygun değil!!!
Duygu ve Düşünce
Kadın PsikolojisiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 20212,088 okunma
Sarraf- Eski bir aşk
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Dikkat : Spoiler içerebilirrr Yorumuma kitaba bayıldığımı söyleyerek başlamak istiyorum. Kapağı,cildi, tasarımı her şeyiyle çok güzel olmuş emeği geçen herkesin emeğine sağlık. Kitabı ben uzun zamandır bekliyorum wattpadde okuduğum günden beri yeni bölümleri beklerken bir yandan da nasıl olur da basılmaz diye düşünüyordum ki çok şükür sesim duyuldu ve basıldı sonunda. Umarım kalemi daim olur sevgili yazarımızın. Kitaba gelecek olursak, ah Uygar üzümlü kekim, sana çok üzülüyorum. Kitap hem tahmin ettiğim gibiydi hem de etmediğim gibi. Çünkü bölümler wattpadde okuduğum halinden hem çok değişmiş hem de hiç değişmemiş gibi. Bazı bölümler aynı kalmış bazı bölümler kesilmiş. Tek eleştirim ilk kitabın sonunun wattpadde olanla aynı bitmesini isterdim tabi bir de biraz daha geçmiş sahnesinin olmasını fakat bu haliyle de epey güzel olmuş. Kitapta Yakutla annesinin arasındaki gerilimi, gerginliği daha iyi anladım, o hallerini,çaresizliğini nefreti ve sevgisi arasında sıkışıp kalmasını ve aslında güçlü durmaya çalışırken dalgınlaşmasını,aptallaşmasını Yakuta ayrıca üzüldüm çünkü kendimi gördüm. O hiçbir yere sığamayışı bana kendimi hatırlattı resmen bir şarkı olsaydı o da yok bana bu cihanda bir yer olurdu hem de kızdım, tabi onu bir yandan da anlıyorum. Yani ne diyebilirdi ki...Belçin... Sana bir şey demek isterdim de ortam hiç müsait değil senin yatacak yerin yok. Fatih sana hiçbir şey söylemek dahi istemiyorum. Umarım ikinci kitapta hepinizin gerçek yüzü ortaya çıkar. Ben hemen her şeye ağlayan biri değilim fakat Uygarın bazı sahneleri beni ağlattı sırf bunun için bile yazara çok teşekkür ederim. Ağlamadığım sahnelerde de gözüm doldu. Kitap benim kalbimi kırdı arkadaşlar. Tuğba Nur Cebecioğlu İkinci kitapta Uygarın ailesini de görmek isteriz onların aile dinamikleri mesela. Uygar
İnceleme & Yorum
SarrafTuğba Nur Cebecioğlu · Artemis Yayınları · 20263 okunma
UZUN ZAMAN SONRA İLK KEZ BİR KİTABA AĞLADIM
Puan vermedi·352 syf.··
2026 15. kitabı
Her şeyden önce bütün incelemelerim gibi bunun da spoilerli olduğunu söyleyeyim. Sonrası biraz dağınık olacak çünkü objektif ve yararlı bir eleştiriden çok (ya da yorumlamadan )çok içimdeki hisleri döktüğüm bir inceleme olacak geri kalan bütün kitaplarda da yaptığım gibi. Öncelikle ben bu tarz psikolojik gerilim(?emin olamadim) ve Gizem içeren kitaplarda gizem'i çözmeyi bıraktım. Yani zaten hiçbir zaman nokta atışı bir şeyleri bulamıyorum bulduğum şeyler de bin tane ihtimali arasından tutan bir tane ihtimal falan oluyor. Ama en önemlisi bir süreden sonra gizemi bulmaktan çok karakterlere kahrolduğum için düşünemiyorum. Bu da öyle oldu. Bütün bir kitap boyunca helena'ya ve kate'e sarılmak istedim. (Kate ne alaka demeyin O benim anksiyeteli bebeğim). KİTABIN O KISIMLARI GELİNCE HER BATHANY İSMİ GEÇİNCE AĞLIYORDUM. Kitapta Helena'yı hiçbir zaman suçlayamadım açıkçası. Berbat anneliği veya manyak kontrolcü bir patron gibi davranması da dahil olmak üzere evet. Ben zaten konu annelik ve çocuk sahibi olmak denince çok hassas oluyorum. Onlarca kadının anne olmak istememesine rağmen sorumsuz kocaları ve toplum yüzünden evebeynlik gibi büyük bir yük almaları ve bu yolda gerek fiziki gerek ruhsal en büyük hasarı almaları BENİ KAHREDİYO. Bu kitapta da Helena'ya kocaman sarılmak istedim ve kitabın en basından beri Simon'a sövdüm. Evet Helena'nın anlatış biçiminden ne kadar iyi görünse de öyle olmadığını anlamıştık zaten ama yine de çok büyük bir öfke doluydum ona özellikle de çocuk isteme konusunda. TA Kİ PEDO TCVCÜ OLDUĞUNU ÖĞRENENE KADAR. BATHANY. YEMİN EDERİM YAZARA ULAŞIP SORASIM VAR O PİC KIZINA ÖYLE Bİ BOK YEDİ Mİ YA DA YEMEYİ DÜŞÜNDÜ MÜ DİYE. Mark'a gelirsek seni ve karına olan aşkını yerim öncelikle. Ya bu kitapta niye hiçbir çift mutlu olamadı yazık günah. Neyse Mark'tan
Hayalet YazarA. R. Torre · Martı Yayınları · 202498 okunma