İskender Pala'ya ait olan okuduğum bir çok roman var. Akşam Yıldızı okuduğum bu romanlar arasında en yalın , en akıcı dile, bana göre en güzel üsluba sahip olan kitaptı. Olaylar sizi on iki bin yıl öncesine götürüyor. Göbeklitepe'nin oluşumu, hayvan totemleriyle yaşayan obalar, sevdiği kadın Çira'yı kaybeden Sarıca'nın hem hüzünlü hem macera dolu hayatı...
Ulu Kayın, Ulu ruh, Akşam Yıldızı ve Göbeklitepe...
Kısacası her yönüyle sizleri etkileyecek okunası bir roman.
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,1bin okunma
Dizi ve filmlerinden bildiğim Sherlock Holmes...
Açıkçası kitabının tadı bir başkaymış. Ne dizisinde ne de filminde olayların bu kadar içine girememiştim.
Kitaptan bahsedecek olursam:
2 bölümden oluşuyor.
1. Bölüm'de sayın Sherlock Holmes ile tanışıyoruz. Bu bey gözleri öyle bir kamaştırıyor ki açıkçası bir süre işlenen cinayete bile dikkat edebilmek için çaba sarf etmek gerekiyor.
2.Bölüm ise olayları çözümleyecek duygusal bir hikayeden oluşuyor. Açıkçası 2.bölümü bitirmeden önce sinirlerim bozulmuştu çünkü kitaptan kopup başka bir hikaye başladı gibi hissettim. Çok fazla detaya yer verilmişti.Ancak sonlarına doğru neden kitapta bu hikayeye yer verildiğini anlayabiliyorsunuz. Yinede bence bu kadar detay olmasa da olurdu.
Eğer benim gibi hala Sherlock Holmes kitaplarına başlamakta geç kaldıklarını düşünenler ve bir türlü başlayamayanlar varsa bir an önce başlamalarını tavsiye ederim. Çünkü sizinde tahmin ettiğiniz gibi geç kaldınız. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Satranç , kelimenin tam anlamıyla psikolojik savaş. Zweig'in psikolojiye olan ilgisiyle, nasyonal sosyalizme tepkisini harmanladığı başyapıt denebilecek bir kitap. Üç ana karakterin etrafında dönen olaylar okuyucu adete içine çekiyor ve nefes alış-verişinizin bozulduğunun farkına vardırtıyor. Olayları okuyucuya anlatan karakterimiz meraklı, şüpheci ve olaylara geniş bir açıdan bakabilen biri. Anlatış biçimi ve istediğini almakta kararlı güdüsünü bize çok güzel yansıtıyor. Olayların içine girdikçede merakı gitgide artıyor ki onunla birlikte okuyucununda artmasını sağlıyor.
Stefan Zweig, Satranç adlı yapıtında Nazilere esir düşüp dış dünyadan tecrit edilen Dr. B.’nin, zaman –mekân kavramını zamanla yitirip, akıl sağlığını kaybetmenin eşiğindeyken, sorguya götürüldüğü odada sorgucusunun paltosunun cebinden çaldığı, satrancın en önemli ustalarının hamlelerinin bulunduğu kitabın pratiğini önce beyninde kurgusal olarak sonra ise çarşaf üzerinde boyadığı ekmek parçaları ile oynayarak akıl sağlığını nasıl koruduğunu anlatır.
Kitap kurgusu, dili ve tekniği ile kusursuz olmasının yanında yazarın yaptığı o mükemmel satranç tarifi ile de zihinlerimize edebi bir şölen sunuyor.
Öncelikle konusuna kısaca değinirsem;
Kitabın kahramanı dertsiz tasasız bir burjuva beyefendisidir. Derken bir gün sevgilisi tarafından terk edilir ve o anda hiçbir şey hissetmediğini fark eder. Fark ettiği şeylerden biri de bu hissizliğinin pek çok konuda olmasıdır. Duyarsız ve hissiz bir insan olmaktan hem rahatsızlık duyar hem de bu durumun kendi yaşantısında bir dönüştürücü olmasını sağlar.
Kurgu Zweig'e ait değil, katıldığı savaşlardan birinde hayatını kaybeden Avusturyalı bir subayin, çekmecesinde bulunan notlarin derlenmesiyle olusturulmus bir kitap.
Zweig'in sadece üç kitabını okudum.Bu kitaplardan yola çıkarak diyebilirim ki yine psikolojik tahlillerin yoğun olduğu bir kitaptı.Psikolojik durum analizi yapmış yazar.Okuyucu kendinden de çok şey buluyor bu kitabı okurken ve kendi içsel yolculuğuna çıkıyor.
Zweig karısı ile beraber intihar ettiğini biliyordum.Sebebini araştırırken buldum.Bu sebep gerçekten onun ne kadar hassas bir insan olduğunu gösteriyor.İntihar etme sebebi Hitler'in dünyaya yaydığı umutsuzluğun hiç bitmeyeceğini sanmış.Yazdıkları kadar yaşadıklarını da iyi analiz etmek gerekiyor.
Kitabın kapağı da çok hoş. Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosu.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,7bin okunma
Stefan Zweig ile tanıştığım kitap. Gerçekten çok akıcı, psikolojik tahliller yapan ve duygu yoğunluklarıyla karakterleri çok sağlam bir şekilde betimleyen bir roman.
Konusu; 12 yaşındaki Edgar, annesi ile birlikte Avusturya Alplerine tatile giderler. Aynı şekilde bir Baron da aynı otele tatile gider. Baron, çapkın, kendine güvenen ve tatilini boşa geçirmemek için kadın avlamaya çalışan bir adam. Gözüne, Edgar'ın annesini kestirir. Anneye yaklaşabilmek için Edgar'ı kullanmaya başlar, Bu noktadan sonra hikaye çocuğun gözünden ilerliyor. Bu yakınlık girişimi çocuğu heyecanlandırır ve mutlu eder, çünkü Edgar kendini hiç bu kadar değerli hissetmemişti. Tâ ki baron tarafından annesiyle yakınlık kurmak amacıyla basamak olarak kullanıldığını farkedene kadar. Daha sonra çocuk, annesi ile baronun anlam veremediği yakınlığı karşısında sıra dışı tepkilerde bulunur.
Stefan Zweig bu kitabında insan hayatının dönüm noktası sayılabilecek yaşamın kısa bir kesitini ele almış. Çok zamanınızı almayan ve okunması gereken kitaplardan.
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,3bin okunma