Söylemiş miydim hatırlamıyorum ama kendimi bu naif ne naif yahu, saftirik turistler gibi hissediyorum bazen. Özellikle de Yusuf Ağbi’nin evindeyken. Dünyanın daha derin daha yaşanmaya değer ve daha bahçe üstü bir yer olduğunu düşünüyorum oradayken.
Bir rehavet çöküyor üstüme, ruhumdaki kot farkını, kafamdaki çatlak kolonları görmez oluyorum. Doğrusu da budur belki, bir çeşit körlüktür mutluluk görmemektir.
Bu sabah fark ettim; hayata karşı duruşum, denizanalarınınkiyle aynı. Dalgalarla birlikte dalgalanıyor, dokunmaya çalışanların canını yakıyor, sert darbeler karşısında da parçalara ayrılıyorum.