suleirem

suleirem
@suleirem
Eczacı
Cumhuriyet Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
İzmir
Seyhan, 2 Mayıs 1999
27 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
"Bunun böyle olduğuna inanabilirsin. Bunu mahkemelerden ve soruşturmalardan biliyorum. Sanıklar en çok gizledikleri şeylerden acı çekiyorlar, her şeyin ortaya çıkmasından duydukları endişe ve bir yalanla sayısız gizli saldırıya karşı koymak zorunda kalmanın üzerlerinde yarattığı baskının acısını çekerler. Özellikle de suçun da, kanıtın da ortada olduğu, hatta hakimin kararı bile belli olan vakaları izlemek korkunçtur, eksik olan sadece itiraftır, o da sanığın içinde saklıdır ve ne kadar zorlasa da bir türlü dışa vurulamaz. Sanıktan evet sözcüğünü çekip çevirmeye çalışırken, onun kıvrandığını görmek tüyler ürperticidir. Bazen yukarıda gırtlağına yakın bir yerdedir, içeriden inanılmaz bir güçle yukarı doğru itilir, sanık boğulacak gibi olur, neredeyse itiraf edecektir, o anda yine o karşı konulmaz uğursuz güce yenilir, o anlaşılması güç inat ve korkunun etkisiyle itirafı yeniden yutuverir. Ve mücadele yeniden başlar. Böylesi durumlarda hakimler bazen sanıklardan çok daha fazla acı çeker. Fakat sanıklar hakimleri hep düşman olarak görürler, gerçekte ise hakimler onların yardımcısıdır. Ve ben de onların avukatı, onların savunucusu olarak, aslında müvekkillerimi itiraf etmemeleri konusunda uyarmam gerekir, yalanlarnı da da desteklemem gerekir, fakat içten içe buna cesaret edemiyorum, çünkü itiraf etmemek itiraf edip de ceza almaktan daha büyük bir azap onlar için. Bir insanın itiraf etme cesareti olamayacağı ve işin ucunda bir tehlikenin olduğunu anlamış değilim. İşlenen suçtan ziyade, itiraf etme cesaretini bulamama korkusunu zavallıca buluyorum." "Yani... her zaman... insanı engelleyenin... korku olduğunu mu düşünüyorsun? Acaba utanç... her şeyi dile getirme... karşısında duyulan utanç olamaz mı... insanların önünde her şeyi ortaya koymanın... utancı... olamaz mı?"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tıpkı bunaltıcı sıcak ya da fırtına kadar, havanın durgunluğu da insanı rahatsız edebilir, aynı şekilde ılımlı bir mutluluk da mutsuzluk kadar kışkırtıcı olabilir. Tokluk en az açlık kadar rahatsızlık verir insana, tekdüzelik ve güvenli bir hayat İrene'a macera merakını uyandırıyordu.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Rüyalar
Geçen gün televizyonda gördüğüm bir belgesel düşündürdü beni. Hayvanların düşlerinden söz ediyordu. Zoolojik hiyerarşide kuşlardan yukarıya doğru bütün hayvanlar çok düş görürler. Serçelerden güvercinlere, sincaplardan tavşanlara, köpeklerden çayırlara uzanmış ineklere dek hepsi düş görüyor. Görüyor, ama hepsi aynı biçimde değil. Doğası gereği az olan hayvanların düşleri kısa sürüyor, gerçek anlamda bir düş değil de bir görüntü yalnızca. Oysa avcılar karmaşık ve uzun düşler görürler. "Hayvanlar için," diyordu spiker, "düş etkinliği hayatta kalabilme stratejileri düzenlemek için bir yoldur; avlanan, besinini sağlayabilmek için her zaman yeni yöntemler geliştirmelidir, av olan ise -o genellikle besinini ottan sağlar- yalnızca en çabuk nasıl kaçabileceğini düşünür. Sözgelimi antilop uykusunda önünde uzanan açık savanı görür; aslansa sürekli ve değişen sahnelerle antilopu yemek için yapması gereken her şeyi. Demek ki dedim kendi kendime insan gençken etoburdur, yaşlılıkta otobur. Çünkü yaşlılıkta az uyumanın yanı sıra düş de görülmez oluyor ve sonradan anımsanmıyor.....
Akmayan gözyaşları kalpte birikirler, zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinesini tıkması gibi kalbi tıkayıp felç ederler.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Öksüz mü? İnsanın ninesi ölünce böyle denir mi? Pek emin değilim. Belki de nineler ve dedeler, kayıpları adlandırmaya değmeyecek aksesuarlar olarak görülüyorlardır. İnsan dedesinden ve ninesinden, ne öksüz, ne yetim, ne de dul kalır. Onları uzun yolun bir yerinde doğallıkla, dalgınlıkla, sanki bir şemsiye unutur gibi bırakırız.
Sayfa 16·Kitabı okudu