Çalıkuşunun Defteri

Çalıkuşunun Defteri
@suleklnc
Kitaplar en yakın dostum
Türkçe Öğretmeni
Gaziantep
39 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Anna Karenina
Puan vermedi·1062 syf.·
2026 3. kitabı
Anna Karenina Tolstoy’un “mutluluk” ile “ahlak” arasındaki o ince ve acıtan çizgiyi en çıplak hâliyle gösterdiği bir roman. Anna; sevgiye, anlaşılmaya ve tutkuyla yaşanmaya aç bir kadın. Ama onu çevreleyen toplum, sevgiyi bir erdem değil; yalnızca kurallara uyduğu sürece kabul edilebilir bir şey olarak görüyor. Karenin’le evliliği düzenli, saygın ve soğuk. Vronski’yle yaşadığı aşk ise canlı, yakıcı ve gerçek. Tolstoy, bu karşıtlıkla şunu soruyor: İnsan mutlu olmak için mi yaşar, yoksa doğru sayılanı yapmak için mi? Roman yalnızca bir “yasak aşk” hikâyesi değil. Anna’nın adım adım yalnızlaşması, toplumdan dışlanması ve kendi iç sesiyle çatışması; kadın olmanın, sevilmek istemenin ve bedel ödemenin hikâyesi. Ona yöneltilen yargı, aslında aşkına değil, cesaretinedir. Çünkü Anna, hissettiğini saklamaz. Ve bu açıklık, onu hem güçlü hem de savunmasız kılar. Levin ve Kitty ise romanın diğer yüzü gibidir. Daha sade, daha sessiz ama emekle kurulan bir mutluluğun mümkün olabileceğini gösterirler. Tolstoy, bu iki hikâyeyi yan yana koyarak okuru tek bir doğruya zorlamaz; aksine insan ruhunun karmaşıklığını kabul etmeye davet eder. Anna Karenina, aşkın insanı yüceltebildiği kadar, yalnız bırakabildiğini de anlatan; toplumun merhametsiz sessizliğini yüzümüze çarpan bir roman. Kitabı bitirdiğinde Anna’yı yargılamazsın; onunla birlikte yorulur, onunla birlikte susarsın. Çünkü bazı hikâyeler “haklı–haksız” diye değil, “insanca” diye okunur. Keyifli okumalar
1000Kitap
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ölüler için geçse bile dirilerin kaderi değişecekti.
Alıntı
Ölülerle konuşmaya çalışmanın dirilere bir faydası yok. Onlar kendilerini arayan sözcükleri sahiplenmeye yanaşmıyorlar. Ne söyleyecekse, yaşayanlara söylemeli insan. Vakit varken söylemeli.
Alıntı
Söylenmemiş sözcükler tıpkı tutulmamış yaslar gibi acıtırdı. Hayata devam edebilmek için bazen uzun uzun konuşmak, feryat figan ağlamak ve geçmişin katranından arınmaya çalışmak lazımdı. İçeride tutulan sözler azat edilecek, birikmiş gözyaşları özgürce dökülecek, ertelenmiş yaslar bir bir tutulacaktı ki, içine kapandıkça ağırlaşan, sahibine yük olan ruh ferahlasın. Zira bazı yükler ömür boyu tek başına taşınmayacak kadar ağırdı.
Alıntı
Zira hayal kurmak, amansız gerçeklerle baş etmek için bulunmaz bir ilaçtı.
Alıntı