Herkese merhabalar.
Uzun bir aradan sonra yeniden bir kitap yorumu ile karşınızdayım. 2 aydır kitap okuyamamanın verdiği hüzünle apar topar bir kitaba başladım ve iyiki Hayvan Çiftliği ile başlamışım tekrar okumaya. Hem eğlenceli hem korkutucu bir kitaptı benim için ama okurken hiç sıkılmadım. Sadece uzun bir aradan sonra ara vermeden okuyamamanın verdiği sıkıntı vardı içimde. O yüzden uzun soluklu oturupta okuyamadım bir türlü. Bunun yanında yeni eve taşınmanın verdiği yorgunluk, evliliğin vermiş olduğu sorumluluklar, ülke değiştirmenin verdiği üzüntü ve yabancılık hissi beni baya yordu açıkçası. Bu sebeplerden dolayı tekrar okumaya alışma sürecim uzun sürdü. Eski düzenimi unutup kendime yeni düzen kurmaya çalışma sürecindeyim. Bu sebeple fazla aktifte değilim. Alışacağım yavaş yavaş.
Yorumum: Bu kitap bana Sineklerin Tanrısı'nı anımsattı biraz. Sineklerin Tanrısı'nda çocuklar zamanla zalimleşip birbirleri üzerine hüküm sürmeye çalışıyorlardı. Bu kitapta da hayvanlar aynısını yapıyor birbirlerine. Kitabı anlatmak için tek bir cümle yeterli aslında: 'Bütün hayvanlar eşittir; ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.'
Kitabı aldığımda böyle bir hikayeyle karşılaşacağımı düşünmemiştim aslında. Okumaya başlamadan önce arka kapağı okuyunca farkettim başkahramanların hayvanlar olduğunu.
Hayvanların önce insanlar tarafından sömürülmesi, hayvanların bu durumu idrak edip ayaklanma çıkarmaları ve insanları çiftlikten kovmaları ile başlıyor kitap. Hayvanların ilk amacı eşit bir toplum oluşturmak, kendileri sayesinde üretilen şeylerin yine kendileri tarafından tüketilmesi. Ama ne yazık ki bunu başaramıyorlar ve totaliter (Totalitarizm; tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlükvari yönetim. Totalitarizmde bireysel özgürlüklere izin