**Geçmişte hatalar yapmış olabilirdi, fakat şimdi yeniden mutlu olmayı deneyecekti.
•Kitapta Paris ve havre arasındaki Demir yolu hattında gerçekleşen aşk hikayesi konu edinmiş.
•Kitap: Genç kadın severine’nin kocası Roubaund, karısının tesadüfen geçmişinde vaftiz babası tarafından tecavüze uğradığını öğrenmesi ve ikisinin yaşlı adamı öldürmesiyle başlıyor.
•Çift Tesadüfen cinayete tanık olan jacques’e yakınlık kurar ve sık sık görüşmeye başlarlar. Jacques Makinist olduğu için olaya hakim olan ve suçlu olduklarını anlamasına rağmen onları ele vermez çünkü içten içe severine’ye tutulmaya başlamışmış ve aslında içindeki öldürme dürtüsünden doğan merakla katile yakınlık hissetmesidir.
•Yine de pişmanlık değildi hissettiği, Olsa olsa hayal kırıklığıydı; İnsanların mutlu olmak için sık sık itiraf edilemeyecek şeyler yapıp yine de mutlu olamayışlarına benziyordu bu.
•Bu kitabın bana göre ana karakteri jacques: Kadın tenine susamış birinin içindeki öldürme, öldürmenin zihnindeki rahatlatıcı etkisinin düşünen ama insan öldürmenin yanlış bir olduğunu, birinin hayatına son verme hakkında sahip olmadığını düşünmesi açısından ikilemde kalıyor. O kadın tenini sadece cinayet için düşlediği bir araç olarak görürken ummadığı hislere kapılıp aşık oluyor ve hastalıklı ruh halinden kurtulduğuna sevginin onu iyileştirdiğini düşünmeye başlıyor
Kitapta aşkın etrafında baskın olarak öldürme dürtüsü dönüyor aslında ve jacquesin kendisi ile mücadelesi imtihana dönüşüyor. Hep o yanıyla mücadele ediyor aslında. İçinde başka bir yanının/ varlığın olmasından şikayetçi iyileşmek istercesine severinenin sevgisine sığınıyor. O ise onu çıkarı için kullanıyor diyebiliriz
Kitapta İnsanın soğuk kanlı bir katil olmasının doğuştan gelen vahşi hayvana özgü bir dürtü olduğu çok güzel işlenmiş. Ben