Süleyman

Süleyman
@suleymangl
105 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Şapka Kanunu
Mahkemeye çağrıldığımız gün aynı yol nizamı tertiplendi. İstiklal Mahkemesi'nin iki katlı kerpiç binasına girdiğiniz zaman, evvela gene aynı sahanlıkta, aynı tahta sıralara oturtulduk. Yukarıda gene aynı ha­reketler, getirilenler, götürülenler vardı. Bir aralık üst sahanlığın başın­ da aynı iri yapılı üye göründü. Fakat şimdi başında bir hasır şapka var­dı. Mahkeme salonunda çıkarılan bir hükümlü grubunun merdivenler­den indirilmesine nezaret ediyor, bir sıra emirler veriyordu. Hükümlüler arasında sarıklı bir müderris göze çarpıyordu. Müderrisin (Hoca) ba­şında fes ve sarık vardı. Cübbesi ve kıyafeti temizdi. Suçu o sıralarda ya­yınlanan Şapka Kanunu'na muhalefet etmekti. Fakat bu suç birtakım it­hamlarla da karışınca, mahkemeden en ağır hükmü yemişti. Artık son saatlarını yaşıyordu. Hocanın yüzü sakindi. Metanetini muhafaza ediyordu. Yalnız dudakları kımıldıyor ve galiba bir dua okuyordu. Fakat eskiden kalpaklı ve şimdi hasır şapkalı zat, bu hükümle de kanmamış gibiydi. Bağırıyor, ça­ğırıyordu. Acaba hocayı bir tekmeyle merdivenlerden aşağı yuvarlaya­cak mı diye bekledim. Fakat olmadı. Müderris, bu sözler kendisine de­ğilmiş gibi bekledi. Sonra sağanak geçince yürüdü. Muhafızlarının ara­sında merdivenlerden indi. Önümüzden geçerken dudakları gene kımıl­dıyordu . . .
Serdar isimli okura yanıt verildi
Süleyman
Serdar Evet, ülkemiz hep böyle değil miydi zaten? Hukuk, keyfi idarelerin sopası.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şapka Kanunu
Mahkemeye çağrıldığımız gün aynı yol nizamı tertiplendi. İstiklal Mahkemesi'nin iki katlı kerpiç binasına girdiğiniz zaman, evvela gene aynı sahanlıkta, aynı tahta sıralara oturtulduk. Yukarıda gene aynı ha­reketler, getirilenler, götürülenler vardı. Bir aralık üst sahanlığın başın­ da aynı iri yapılı üye göründü. Fakat şimdi başında bir hasır şapka var­dı. Mahkeme salonunda çıkarılan bir hükümlü grubunun merdivenler­den indirilmesine nezaret ediyor, bir sıra emirler veriyordu. Hükümlüler arasında sarıklı bir müderris göze çarpıyordu. Müderrisin (Hoca) ba­şında fes ve sarık vardı. Cübbesi ve kıyafeti temizdi. Suçu o sıralarda ya­yınlanan Şapka Kanunu'na muhalefet etmekti. Fakat bu suç birtakım it­hamlarla da karışınca, mahkemeden en ağır hükmü yemişti. Artık son saatlarını yaşıyordu. Hocanın yüzü sakindi. Metanetini muhafaza ediyordu. Yalnız dudakları kımıldıyor ve galiba bir dua okuyordu. Fakat eskiden kalpaklı ve şimdi hasır şapkalı zat, bu hükümle de kanmamış gibiydi. Bağırıyor, ça­ğırıyordu. Acaba hocayı bir tekmeyle merdivenlerden aşağı yuvarlaya­cak mı diye bekledim. Fakat olmadı. Müderris, bu sözler kendisine de­ğilmiş gibi bekledi. Sonra sağanak geçince yürüdü. Muhafızlarının ara­sında merdivenlerden indi. Önümüzden geçerken dudakları gene kımıl­dıyordu . . .
Serdar isimli okura yanıt verildi
Süleyman
Evet doğrudur Serdar Bey. Alıntının yazarı da Şevket Süreyya Aydemir, yıllarca CHP'de siyaset yapmış bir isim. Kendisi de idamın ana sebebinin Şapka Kanunu'na muhalefet olduğunu söylüyor.
Şapka Kanunu
Mahkemeye çağrıldığımız gün aynı yol nizamı tertiplendi. İstiklal Mahkemesi'nin iki katlı kerpiç binasına girdiğiniz zaman, evvela gene aynı sahanlıkta, aynı tahta sıralara oturtulduk. Yukarıda gene aynı ha­reketler, getirilenler, götürülenler vardı. Bir aralık üst sahanlığın başın­ da aynı iri yapılı üye göründü. Fakat şimdi başında bir hasır şapka var­dı. Mahkeme salonunda çıkarılan bir hükümlü grubunun merdivenler­den indirilmesine nezaret ediyor, bir sıra emirler veriyordu. Hükümlüler arasında sarıklı bir müderris göze çarpıyordu. Müderrisin (Hoca) ba­şında fes ve sarık vardı. Cübbesi ve kıyafeti temizdi. Suçu o sıralarda ya­yınlanan Şapka Kanunu'na muhalefet etmekti. Fakat bu suç birtakım it­hamlarla da karışınca, mahkemeden en ağır hükmü yemişti. Artık son saatlarını yaşıyordu. Hocanın yüzü sakindi. Metanetini muhafaza ediyordu. Yalnız dudakları kımıldıyor ve galiba bir dua okuyordu. Fakat eskiden kalpaklı ve şimdi hasır şapkalı zat, bu hükümle de kanmamış gibiydi. Bağırıyor, ça­ğırıyordu. Acaba hocayı bir tekmeyle merdivenlerden aşağı yuvarlaya­cak mı diye bekledim. Fakat olmadı. Müderris, bu sözler kendisine de­ğilmiş gibi bekledi. Sonra sağanak geçince yürüdü. Muhafızlarının ara­sında merdivenlerden indi. Önümüzden geçerken dudakları gene kımıl­dıyordu . . .
Serdar isimli okura yanıt verildi
Süleyman
Fatih müderrislerinden Atıf Hoca diye yazar altta not düşmüş. Murat Bardakçı'dan, İskilipli Atıf Hoca'nın Şapka Kanunu'na muhalefetten idam edilmediğini daha birkaç gün önce dinlemiştim. Bilmem, bahsedilen İskilipli Atıf Hoca mıdır?