“Bakıyorum da en sonunda mağarandan çıkmaya karar vermişsin.” Tek kaşımı havaya kaldırdım.
“Üstünü giymelisin. Otuz dakika içinde akşam yemeği için aşağı ineceğiz.”
“Sürtüğümsü mü, ciddi mi, yoksa ortada bir şeyler mi?”
“Ortada bir şeyler iş görür.”
“Lanet olsun ya, keşke sürtüğü seçseydin.”
Sensiz de denizi seyredebiliyorum.
Hem dalgaların dili seninkinden açık.
Ne kadar hatırlatsan kendini boş.
Sensiz de seni sevebiliyorum.
Hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,
Karşılaştığımız zamanlarda.
Sen, sevgiden şımaran çocuk,
Ben şaşıran budala.