Sanki kendi mutluluğumu ancak başkasının mutluluğuyla yaratabilirdim, sanki duygudaşlık yoluyla, bir bakıma başkası yerine yaşama yoluyla tadabileceğimden başka ben tanımıyordum. İşte bu yüzden, bu mutluluğu önleyebilecek her şey; çekingenlikler, cesaret kırıklıkları, anlaşmazlıklar, dedikodular, düşsel kederlerin hoşgörülü portreleri, o boş gerçekdışı susayışları, partilere, sınıflara, uluslara ya da ırklara ayrılmalar, insanı kendi kendinin ya da başkasının düşmanına dönüştürme yolunu tutan şeyler, geçimsizlik tohumları, baskılar, korkutmalar, yadsımalar, hepsi hepsi iğrenç göründü bana.