Puan vermedi·437 syf.··
2024 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2024 14:34
"Aman Yarabbi! Bir insan kendi memleketinde kıstırılmış bir vahşi hayvana benzer mi?" Abdülhamit Han'ın vezirlerinden Selim Paşa'nın oğlu Kâmil Bey kendini yetiştirmiş, Avrupalarda gezmiş, büyük bir mirasa konmuştur fakat Birinci Dünya Savaşı sonrası bütün malları yitirilmiş, parasını kaybetmiş, hayatında görmediği bir fakirlik içine düşmüştür. Savaş döneminde İspanya'da kalmak zorunda olan Kâmil Bey, savaş bitince eşini ve kızını da alarak İstanbul'a gelir. Yenilgi sonrası İstanbul adeta İngiliz, Fransız, İtalyan işgali altındadır. Eski konağının selamlık kısmını tamir ettirip orada yaşamaya başlayan Kâmil Bey Galatasaray Lisesi'nden arkadaşlarının, Kuvayı Milliye yanlısı Karadayı gazetesinde iş vermesiyle kendini işe yarar biri olarak hissetmeye başlar. İşgal dönemi İstanbul'unu anlatan bu kitapta bir yandan Peyamı Sabah gibi İngiliz destekçisi yayınlarla olan mücadele anlatılıyor. Diğer yandan şehrin düştüğü bu duruma milletin içindeki çeşitli kesimlerin verdiği tepkiler aktarılıyor. Kahvelerde ABD mandası tartışılırken, bir yandan da İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulmuş oraya üye bulmaya çalışıyor insanlar. Kendilerini işgale boyun eğmiş, padişahın bağlı, Mustafa Kemal Paşa'yı hain ve arkadaşlarını bir avuç çapulcu olarak gören bir zihniyet hakim. Buna karşın Kuvayı Milliye'yi tek kurtuluş olarak gören, Anadolu'ya cephane kaçıran, Anadolu'dan gelen haberleri halka aktaran şerefli insanlar da mevcut. Kahraman Türk kadınının da çok önemli yeri var bu mücadelede. Halide Edip'in meşhur Sultanahmet Mitingi'ne de değinen Kemal Tahir şehirdeki bu milliyetperver insanlar ile işgali kabul edenler arasındaki farkı çok güzel bir şekilde ortaya koymuş. İnönü zaferlerinin halk arasındaki etkisini, insanların nasıl moral bulduğunu, bu zaferlerin sadece düşmana karşı değil,
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 201913,3bin okunma
Türk'ün Ateşle İmtihanı
8/10
·336 syf.··
2023 58. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2023 15:54
Halide Edib Adıvar'ın 1919 başlarında başlayıp, 1923 sonları arasına kadar dönemi anlattığı eser. Kurtuluş Savaşı'nın birebir şahitlerinden olan yazar ve eşinin (1920'de ilk meclisin Sağlık Bakanı olan Adnan Adıvar) hatıratlarından oluşuyor diyebiliriz. İlk defa yazarın vefatından 2 yıl önce 1962 de anı-roman olarak yayınlanmıştır. Halide Hanım aydın bir yazar Amerikan Kız Koleji'nden mezun olan ilk Müslüman kadın, ilk yazıları daha 24 yaşında Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin gazetesinde nesredilmiş. 31 Mart Ayaklanması'ndan sonra önce Mısır'a sonra İngiltere'ye yerleşmiş. Balkan Savaşları sırasında ülkeye dönen yazar Kurtuluş Mücadelesi başladığında sivil cepheden destek vermiş. Kitap tam buradan başlıyor. Özellikle toplu alanlarda yaptığı konuşmalar ses getiren yazarın, ünlü Sultanahmet Meydanı mitingi ile iyice tanınmıştır. Burada kullandığı "Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımızdır" sözü akıllara kazınmıştır. Istanbul isgal edilince katır sırtında Anadolu'ya geçmiştir(Bu kisma baya uzun yer verilmiş, zorlu geçen yolculuk, Ankara Garı'nda Kemal Paşa tarafından karşılanma). Daha sonra asker olmamasına rağmen direnişi desteklediği için padişah tarafından 1920 Mart'ında çıkardığı idamlık 6 kişi arasında ismi geçmektedir(ilk 4 sırada Mustafa Kemal, Halide Hanım, eşi ve Ali Fuat yer almaktadır). Burada boş durmak istemeyen yazar hem günlük tarzında savaş anılarını tutmuş, hem cepheye malzeme taşınmasında, hem de bu malzemelerin kayıt altına alınmasında, hem ordunun mühimmat kaydında görev almıştır. Buralarda İsmet Paşa ve Atatürk ile omuz omuza vakit geçirmiştir, ikili konuşmalarına anılarında yer verilmiştir. Cephe gerisinde kendini faydasız hisseden yazar direkt cepheye gitme talebi üzerine Eskişehir'de sıhhiye çadırlarında vazife almış ve bizzat Kemal Paşa tarafından
Edebiyat
Türk'ün Ateşle İmtihanıHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20243,748 okunma