8 Şubat 1919'da Fransızların Doğu Orduları Komutanı Mareşal Franse Despere, rıhtımda ayaklarının altına serilen Türk Bayrağı'nı çiğneyerek Rum, Ermeni, Yahudî ve Levantenlerin çılgınca alkışları arasında ve tıpkı Fatih'in İstanbul'a girerken bindiği gibi beyaz bir atın üzerinde bugünkü İstiklâl Caddesi'ni boydan boya geçerek Fransız Sefareti'nin önüne gelir. Bu arada, düşman çizmeleri altında çiğnenen Türk vatanından, Fransız ve İngilizlerin himmetiyle bir parça koparmak isteyen dünün azılı Türk düşmanları, elleri kanlı kaatiller gadre uğramış insanlar pozunda ortaya atılırlar. Kendilerini sürgüne tâbi tutanların cezalandırılmasını isterler. Osmanlı Hükümeti onları haklı görür. İşte o günlerde Tevfik Paşa Hükümeti'nin kurduğu Tahkik-i Fecâyi Komisyonu çalışmalarına başlamıştır. Komisyona tehcire tâbi tutulan Rum ve Ermeniler hakkında tahkikatta bulunarak onların mağduriyetini önlemek gibi bir görev verilmiştir. İstinaf Mahkemesi azalarından Artin Efendi'yle. Adliye Nezareti Umur-u Hukukiye Müdür Muavini Haralambos Efendi komisyon üyesidirler. Eski Bitlis Valisi Mazhar Bey, komisyon başkanıdır. Fakat hiçbir fert ve komisyonun ve hatta hükümetin. İngiliz siyasî komiserlerinin arzularına aykırı bir tesbitte bulunabilmeleri esasen imkânsızdır. Bu o kadar böyledir ki. Ermeni soykırımı iddiaları üzerine Tevtik Paşa Hükümeti 26 Mart 1919 tarihinde 1. Dünya Savası'nda taraf olmamış İspanya. İsviçre, Danimarka, İsveç ve Norveç'ten bu iddiaları incelemek üzere ikişer hukukçu gönderilmesini istemiştir. Fakat bu teşebbüs İngilizlerin müdahalesi üzerine sonuçsuz kalmıştır. Aslında Tevfik Paşa Hükümeti bir kukla hükümettir ve zaten bu hükümete Türk Hükümeti demek de pek mümkün değildir. Şöyle ki: Ticaret ve Ziraat Nazırı Kostaki Vayani Efendi'dir. Posta Telgraf Nazırlığı'na Oskar
Sayfa 273 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Sultanahmet Mitingi'nden sonraki acı günleri düşündüm. O günden sonra aramızda yeşil gözlerinin matemiyle bizden bir şey ister gibi bakan Ayşe'nin kalbimizi nasıl dinlediğini düşündüm. Bizden bir şey istiyordu. Müspet ve müthiş bir şey. Neydi? Gözlerinde kızıl siyah bir facia vardı, neydi?
Sayfa 43·Kitabı okudu
Bidünyakitapgrubu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bugün lapa lapa kar yağıyor. Yarım bacaklarım ne kadar üşüyor. Dün gece hiç uyumadım. Sultanahmet Mitingi'nden sonraki acı günleri düşündüm. O günden sonra aramızda yeşil gözlerinin matemiyle bizden bir şey ister gibi bakan Ayşe'nin kalbimizi nasıl dinlediğini düşündüm. Bizden bir şey istiyordu. Olumlu ve müthiş bir şey. Neydi? Gözlerinde kızıl siyah bir facia vardı, neydi? Onu hepimizin hayal gücü ayrı ayrı aradı. Resimledi. Fakat kendinin bir gün anlattığı hikâye kadar ne basit ne de korkunçtu.
Sayfa 41·Kitabı okudu
RIZA NUR'UN GÖNÜLLÜ SÜRGÜNDEN TÜRKİYE'YE DÖNMESİ Mustafa Kemal'in ölümünden sonra 30.11. 1938'de deniz yolu ile Türkiye'ye döndüğünde rıhtımda Atsız ve eşi Bedriye Hanım karşılamış, yakın dostu ve meslektaşı Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman’ın tahsis ettiği, Taksim'de Şehid Muhtar Caddesi'ndeki apartmanlardan Süğlün Palas'taki 5 numaralı dairede kira ile oturmuştur. Ülkeye geldikten sonra İçişleri Bakanı Dr. Refik Saydam ile bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmede üç yıldır bilinmeyen bir sebeple ödenmeyerek biriken emekli maaşının verilmesi hususunda yardımını talep etmiş olmalıdır. 25 Ocak 1939'da Başbakanlığa getirilen Dr. Refik Saydam'ın yardımı ile biriken emekli maaşlarını aldıktan sonra Tanrıdağ dergisini çıkarmaya başladı. Önce bir gazete çıkarmayı düşünmüştü. Matbuat hayatında görünen birkaç Türkçü dergiyi ve Rıza Nur'u hedef alan yazılar çıktı. Ulus'ta T. İ. imzası ile yazan Nurettin Artam, "Hekimlikten muharrirliğe, muharrirlikten siyasete, siyasetten alimliğe kadar şöhretin bütün kapılarını çalmış olan eski bir doktorumuzu, gurbette geçen uzunca yıllardan sonra, alimlikten şairliğe geçmiş görüyoruz" diyerek alaya almaya çalışmıştı. Pazar Postası'nda Naci Sadullah aleyhte neşriyat yaptı. Yeni çıkmaya başlayan Kopuz'un ona ait olduğu ileri sürüldü. Fethi Tevetoğlu, Kopuz imzasıyla aleyhte yayınlara gerekli cevabı verdi. Tasvir-i Efkar'da bazı makaleleri çıkmıştır. Türk olmayanların zararlarını, Türk Birliğinin parçalanışını göz önüne serip ibret dersleri veren tarihçi doktor Rıza Nur, milliyetçi alim tipinin en mükemmel bir örneği idi." demiştir. Dr. Fethi Tevetoğlu, Mayıs 1943'te çıkarmaya başladığı Kopuz dergisinin 2. sayfasının başına çerçeve içinde Rıza Nur'un, "Emelimiz en küçüğünden en büyüğüne kadar menfaat ve mevki düşüncelerinden uzak olarak sırf Türk'e
Selim İleri'nin sonsözü'nden...
Doğu ve Batı kültürlerinin sentezine ulaşabilmiş Halide Edib, efsanevi konuşmacısı olduğu Sultanahmet Mitingi'nde "hükümetlerin"lerin düşman, "millet"lerin dost olduğunu söylemiştir.
Sultanahmet Mitingi'nden
Eğer ayda ve yıldızlarda da Türkle Müslüman bulunduğunu söyleseler oralara da istila orduları gönderirlerdi.
Sayfa 219·Kitabı okudu
1000Kitap