Huzur
Para harcamadan mutlu olmanın, tabiricaizse nefes almanın dahi maliyetlendirildiği şu gaddar kapitalist dünyada, insanlığın türlü türlü tatmin ve mutluluk arayışlarını müşahede ediyorum. Bir gün önce, sevginin ve kıymetin ölçüsünü ancak parayla pulla, maddiyatla biçen bir ahbabımı ziyarete gitmiştim; onun dünyasında sevgi, baha biçilen nesnelerin gölgesine sıkışmıştı. Bugün ise, haftanın ve bitmek bilmeyen ev işlerinin yorucu kasvetini bir nebze olsun üzerinden atabilsin, kalbi nefes alsın diye vaktimi Valide Sultanıma vakfettim. İşte o an anladım ki, milyarlarca liralık tüketim çarklarının arasında, huzuru tek bir kuruş harcamadan da sinesinde büyütebilen yegane şahsiyetlerdir fıtratını koruyan valide sultanım. Valide Sultanın modern çağdan zerre kadar bir beklentisi, lüks bir talebi yahut tüketime endeksli bir isteği yoktur. Onun için temiz bir havadan, gökyüzünün fıtri aydınlığından daha değerli bir hazine bulunmaz. Önüne dünyaları serseniz, kendi evinde el emeğiyle pişirdiği o mütevazı yemeğin lezzetini ve samimiyetini hiçbir rüküş restoranda bulamazsınız. Bir yerde oturup çay içmek istediğimizde dahi, evladının cebinden çıkacak paraya kıyamayan, o harcamayı lüzumsuz bir israf ve fıtrata muhalif bir yük olarak gören müstağni bir ruhtur o. İnsan zihninin dehlizlerini izlemeyi, kalplerinden geçen gizli fikirleri ferasetle tahlil etmeyi öteden beri çok severim; zira bu içsel gözlem, bende meselelerin içyüzünü anlama kabiliyetini ve empati ufkunu geliştirdi. İstanbul’un sahil kasabalarından birinde, bugün bir kafenin bahçesinde otururken kendisini seyrettiğimi bilmeden etrafı süzüşünü izledim Validemin. Sormadım, kelama dökmesini istemedim ama onun o dingin çehresinden ne düşündüğünü ferasetimle gayet iyi okuyordum. Oturduğumuz mekandaki kadınların kıyafetleri,
Duygu ve Düşünce
Atma müjgan okların bu cânıma Allah için Girme ey ebru kemanım kanıma Allah için Hastayım bir çare kıl hicranıma Allah için Ey hekim-i vaktolan gel yanıma Allah için Bir ilac et derd-i bi-dermanıma Allah için, Allah için. Vermeden salabet ehl-i dide-i giryan yürü Olmadan her katresi bir bahr-i bi-payan yürü Hasretinle çıkmadan bari bedenden can yürü Ruz-i hicrimdir ecel vaktimdir ey Lokman yürü Durma gafil sahi kıl imkânıma Allah için, Allah için. Dostlarım tutsun elimi yok mu bir ehl-i vefa? Hakisar oldum ayak altında kaldım vah bana Eyledim o nevcivanın yoluna canım feda Tutsun Azrail giribanımı minnet ne sana Al kavuştur canımı Cananıma Allah için, Allah için. Bilemem serv-i eda gül yüzlü yare neyledim? Ondan özge taze bir güzel mi sevdim peyledim? Dertlerim nûr-u ciğer-hûnuyla tahrir eyledim Ey Gedai çaresiz kaldım da halım söyledim Oku bu divanımı sultanıma Allah için, Allah için.
Türkülerim
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Olmışam 'âşık bugün ben çün şeh-i hûbânıma İstemem ağyarını hîç gelmesünler yanıma Mest ü bî-hûş eyledi şevki beni oldum delü ' Arz-ı hâl sunmağa geldim ol ganî sultânıma Bir elimde 'arz-ı hâlim bir elimde dest-mâl Silerem göz yaşını yalvaruban cananıma Beklerem kapusını boynum eğüb giryân ü zâr Umaram ki rahm ide bu âhıma efgânıma Cürm ü 'isyan bî-nihâyet eylesem de dâ'imâ Bakmaz ol asla benim hîç cürmime 'isyanıma Setr ider hem 'aybımı halk içre rüsvâ eylemez Dir hemîn 'afv eylerem ben kaçma gel dîvânıma Dürlü ni'metler virir lâyık değil isem de ben Gönderir mi'mârı tîz tîz bu dil-i vîrânıma Böyle behcet böyle ahlâk bu güzellik kimde var İsmini yâd eylemek virir safâlar canıma Nice 'âşık olmasun bî-çâre Kuddûsî aña Ki dimiş ol 'âşıkam ben 'âşık-ı nâlânıma
Olmuşam âşık bugün ben şâh-ı hûbânıma İstemem ağyarını hîç gelmesinler yanıma Mest ü medhûş eyledi aşkı beni etti deli Arz-ı hâlim sunmağa geldim ol ganî sultânıma …. Ahmed Kuddûsî
Atma müjgan okların bu cânıma Allah için Girme ey ebru kemanım kanıma Allah için Hastayım bir çare kıl hicranıma Allah için Ey hekim-i vaktolan gel yanıma Allah için Bir ilac et derd-i bi-dermanıma Allah için, Allah için. Vermeden salabet ehl-i dide-i giryan yürü Olmadan her katresi bir bahr-i bi-payan yürü Hasretinle çıkmadan bari bedenden can yürü Ruz-i hicrimdir ecel vaktimdir ey Lokman yürü Durma gafil sahi kıl imkânıma Allah için, Allah için. Dostlarım tutsun elimi yok mu bir ehl-i vefa? Hakisar oldum ayak altında kaldım vah bana Eyledim o nevcivanın yoluna canım feda Tutsun Azrail giribanımı minnet ne sana Al kavuştur canımı Cananıma Allah için, Allah için. Bilemem serv-i eda gül yüzlü yare neyledim? Ondan özge taze bir güzel mi sevdim peyledim? Dertlerim nur -u ciğer-hunuyla tahrir eyledim Ey Gedai çaresiz kaldım da halım söyledim Oku bu divanımı sultanıma Allah için, Allah için. Tokatlı Gedayi
Şiir
Olmışam 'âşık bugün ben çün şeh-i hûbânıma İstemem ağyarını hîç gelmesünler yanıma Mest ü bî-hûş eyledi şevki beni oldum delü ' Arz-ı hâl sunmağa geldim ol ganî sultânıma Bir elimde 'arz-ı hâlim bir elimde dest-mâl Silerem göz yaşını yalvaruban cananıma Beklerem kapusını boynum eğüb giryân ü zâr Umaram ki rahm ide bu âhıma efgânıma Cürm ü 'isyan bî-nihâyet eylesem de dâ'imâ Bakmaz ol asla benim hîç cürmime 'isyanıma Setr ider hem 'aybımı halk içre rüsvâ eylemez Dir hemîn 'afv eylerem ben kaçma gel dîvânıma Dürlü ni'metler virir lâyık değil isem de ben Gönderir mi'mârı tîz tîz bu dil-i vîrânıma Böyle behcet böyle ahlâk bu güzellik kimde var İsmini yâd eylemek virir safâlar canıma
Şiir