Orta Çağda bilgi Aristotelesin dediğiydi Aristoteles kesin kabul edilirdi Descartes ise Otoriteye bağlı bilgiyi yıkıyor bu kitabıyla ve yerine metodik şüphe yöntemini getiriyor.Geleneklerden kurtulup bilgiyi yeniden kuruyor.René Descartes’in temel amacı, zihni yanlış inançlardan, dogmalardan arındırarak kesin ve sarsılmaz bir bilgi temeli kurmak, hakikate, doğru bilgiye ulaşmak ve aklın doğru kullanımı için bir yöntem geliştirmek, yaşadığı dönemin bilgi kirliliğinden kurtulmaktır. Bunun için “metodik şüphe” adını verdiği yöntemi geliştirir ve o zamana kadar doğru kabul edilen tüm bilgi kaynaklarını sistemli biçimde sorgular. Duyulardan, geleneklerden(Aristotelesçi gelenekten)ve hatta matematiksel doğrulardan bile şüphe eder. Bu radikal şüphe süreci en sonunda öznenin kendi varlığına kadar uzanır. Ancak Descartes, şüphe ederken bile şüphe eden bir öznenin var olduğunu fark eder ve “ Düşünüyorum, öyleyse varım” önermesine ulaşır. Bu önerme kesin ve inkâr edilemez ilk hakikattir. Daha sonra Tanrı’nın varlığını kanıtlayarak, Tanrı’nın aldatıcı olmayacağı sonucuna ulaşır ve açık-seçik idelerin doğruluğunu temellendirir. Böylece bilgiyi öznenin düşüncesi üzerine kurarak modern felsefenin temelini atar.Eserin önemi bilgiyi gelenekten kiliseden almak yerine kendisi en baştan sorgulaması ve bireysel sorgulamayı başlatması,Otoriteye, kiliseye değil gözlem ve deneye dayalı yöntem devrimi gerçekleştirmesi ve özneyi yeniden kurmasıdir. Özgür düşünceyi, kendi aklını kullanmayı başlatan ve Batıyı "Batı" yapan kitaplardan..