Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor.Ben hep o bulanık suyun içindeydim. Dibi göremiyordum.Bulanık bir suyun içinde yüzmüşüm ömür boyu. Doğduğumdan beri bozuk görüyormuşum her şeyi, yanlış duyuyormu-şum. Hepimiz öyleymişiz aslında, sadece ben değil, hepimiz.
Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil,
Açardın.
Tavşan kanı, kınalı - berrak.
Yenerdim acıları, kahpelikleri…
Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı.
Gözlerin hani?
“To be or not to be” değil.
“Cogito ergo sum” hiç değil…
Asıl iş, anlamak kaçınılmaz’ı,
Durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı.
İçmek,
Gözlerinde içmek ayışığını.
Varmak,
Gözlerinde varmak can tılsımına.
Gözlerin hani?
Canımın gizlisinde bir cân idin ki
Kan değil, sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellâd,
Kemendi…
Atlas Sinemasına gidiyoruz.Kocaman bir salon. Filmi unutmadım. Müfettiş. Sinema çıkışında Süm kestane kebabı satın alıyor.Kent yaşamına alışmış.Koşulları hızlı bir gerçeklikle benimsiyor. Oysa ben henüz taşra bahçelerinin erik ağaçları altondaki durgunluktayım.