*Okumadıysanız kitaba dair bilgi içeriyor.*
Kitabı daha yeni bitirdim. Kanım dondu okurken. Daha net bir şekilde açıklayamazdım. Ürpertici bir hayat hikayesi. Öyle ki kendisi bu cümleleri gerçekten içten ve kendinden emin bir şekilde kuruyor: "Bir kadının hayatı, gerçekten acınacak bir hayattır. Oysa bir fahişe, biraz daha iyi bir durumdadır. Bu yaşamı, istediğim için seçtiğime kendimi inandırabilmiştim. Beni fahişelikten kurtarmak isteyenleri reddedebilmem, fahişelikte ısrar etmem, bunun benim seçimim olduğunu ve birazcık özgürlüğüm, en azından birçok başka kadından daha iyi bir durumda yaşama özgürlüğüm olduğunu kanıtladı bana."
Düşünüyorum onu bu hale getiren etkenleri; kendisinin, çevresinin, yaşadığı toplumun getirilerini, dayattıklarını yine de hiçbir şey bir kadını bedenini satma noktasına getirmemeli. Büyürken babasıyla başlayan amcasıyla devam eden daha yolun en başında karşılaştığı erkek figürünün o denli sapkın ve hatalı olması gerçekten çok büyük bir sebep. Amcasının tacizine uğradığının farkında bile olmadan, öylesine habersizken her şeyden, bu saflığının kullanılması daha sonrasında sığınacağı tek limanın amcası kalması ve onun da hatalı seçimleriyle hayatı farklı bir noktaya çevriliyor. Yaptığı evlilik, evden kaçması ve fahişeliğe başlaması.
Tek isteği sadece okumak kendini geliştirmek olarak başlayan bu macerasının bu şekilde sonuçlanması ne acı diye düşünürken ona da bu gerçekleri tokat gibi savuran bir adam çıkıyor karşısına. Ona yaptığı işin hiç saygın olmadığını söylüyor. Ve Firdevs de daha önce hiç yüzleşmediği bu gerçeği o an fark ederek bunun için çabalamaya gerçek bir iş bularak başlıyor. Yine bir erkeğe aldanmasıyla o da son buluyor ve geri dönüyor fahişeliğe.
Hayatındaki evli kadınların eşleriyle olan ilişkisini annesi ve babası ya da