Sümeyye

Bazıları için önemsiz ve bir utanç kaynağı olmadan bazıları için önemli ve hayatını değiştirebilecek biri olamazsınız. Olamazsınız işte. Çünkü zıtlığın namevcudiyeti diye bir şey yoktur. Nereye giderseniz gidin kendinizi de götürürsünüz. Aynısı zıtlık ve başarısızlık için de geçerlidir. Nereye giderseniz gidin, sizi bekleyen bir sorun yumağı vardır. Bunda bir sorun da yoktur. Mesele bu yığından kaçmak değil, mesele uğraşmaktan hoşlanacağımız yumağı bulmaktır.
Reklam
Istırap yaşamın dokusundaki sökülmez ipliktir ve onu söküp atmaya çalışmak sadece olanaksız değil aynı zamanda yıkıcıdır da: Onu söküp atmaya çalışırken tüm kumaşı yırtarsınız. Istıraptan kaçınmaya çalışmak ıstıraba çok fazla önem vermektir.
"isa'nın dediğine göre insan aydınlığa ulaşabilmek için elindeki her şeyi tehlikeye atmalıymış.. İnsanın toplum tarafından kendisine sunulan o güven verici nimetleri reddetmek için çok cesur olması gerekir. Hele de yalnız kalmış bir ruhun bilinmez zevklerini araştırmak uğruna. Gerçi İsa'nın dans gibi, çiftleşme gibi konulara pek hevesi yoktu, doğru ve yanlış kavramlarını fazla ciddiye alıyordu, böylelikle kendini doğal dünyadan ayırıyordu; ayırıyordu ama, tüm kusurlarına rağmen, kendi çıkarları için ona sarılan siz insanlardan yine de çok daha üstündü."
Ölüm bir ağlama konusu değildi. Tepenin doruğundaki o çukur, hamile bir kadının göbek deliğini simgeliyordu. Alobar çıktığı yere geri dönmüştü. Doğmak ve ölmek kolaydı. Zor olan hayatın kendisiydi.
Alobar, "Sanırım ben bir şey arıyorum" diye itirafta bulundu. "Aradığım şey ne servet ne yeni topraklar, ne yeni kadınlar, ne de yeni onur kaynakları. Hatta uzun bir ömür bile değil. Benim aradığım şey asla var olmadı. Ne karada, ne de denizde."
Reklam