Doğumumuzdan ölümümüze kadar hayatımız boyunca her dönem bir şeylerin arayışında olmuşuzdur. Bazen bir anne ararız bazen bir baba… Bazen sıcak bir yuvayken aradığımız bazen yalnızlık. Bazen aşk, bazen dostluk, bazen huzur, bazen yaşamın amacı… Bazense ne aradığımızı bilmeden ararız. Aradığımız şey uğruna bazen uzaklaşır içimize döneriz bazen ait olmadığımız yerlerde kendimizden uzaklaşmayı yeğleriz. Kimi zaman içimizdeki ben’e yaklaşır, kimi zaman fersah fersah kaçarız.
İnanç çok hassas bir konu. Sadece inançla insanlara çok şey yaptırabilirsiniz. Çünkü herkes sorgulamaz, çünkü herkes düşünmez. Düşünürse (çoğu) çıkarını baz alarak düşünür, düşünürse sonuç odaklı düşünür. Vicdan, merhamet, sevgi geri planda kalacak hatta görünmeyecek şekilde düşünür.
Sorgularsanız, sorular sorarsanız toplum çoğunluğu itibariyle sizi dışlar, fikriniz farklıdır çünkü. Onu değiştirmeye çalıştığınızı düşünür ve o an sizi acilen yanından uzaklaştırma isteği duyar. Kendi inandığı şeye şüphesiz inansa buna ihtiyaç duymaz bile, ancak bunun farkında değildir. Sizi kötülemek, dışlamak, toplumdan soyutlamak daha kolay ve çıkarlarına daha uygundur.
Sorgulamaktan asla korkmayın, körü körüne inanmayın. Bırakın, kafanız karışık olsun. Karışık kafa sizi zinde tutar, düşünmek, sorular sormak beyni çalıştırır. Emin olmadığınız bir şeyin peşinden gitmekten kat be kat daha iyidir bu karışıklık!
‘’Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez.’’
‘’Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir,” diye geçirdi içinden.’’
"Biliyorsun çünkü, yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür."