Sahabî meselesinin en nazik miyarı olan bu mevzuda ölçü şudur:
- Hazret-i Ali mi haklı, Muaviye mi?
- Hazret-i Ali mutlaka haklı...
- Ya Muaviye?
- O da haksız değil... Ve bütün fark bu kadar...
- Bu nasıl ölçü? Hem biri kat'iyen haklı, hem de öbürü haksız değil?
- Çünkü bir Sahabîye haksız diyemeyeceğimiz için ancak bu hadde kadar uzanabiliyoruz. Aralarındaki ihtilâf, sadece içtihad farkından ibaret... Böyle olunca, birinci plânda bulunan tam haklı, ikincisi de haksız değil olur. Çırçıplak ve yırtıcı haksızlık, asıl, Sahabîlerin en büyüklerinden birine dayanarak öbürünün Sahabîlik vasfını unutmaktır. İşte sır idrâkini örseleyici kabalık.