bizler, çevremizi saran her şeyin olağanüstü olduğunun ender olarak farkına varıyoruz mucizeler hemen çevremizde gerçekleşiyor, tanrı’nın işaretleri bize yol gösteriyor, melekler bize seslerini duyurmaya çalışıyor -ne var ki bize, Tanrı’ya ulaşmanın belirli formülleri ve kuralları olduğu öğretildiğinden, bütün bunlara hiç dikkat etmiyoruz. onun her yerde bizimle birlikte olduğunu anlamıyoruz
şer olmazsa hayır olmaz. soğuk olmazsa sıcağı, karanlık olmazsa aydınlığı takdir edemeyiz. bu biri olunca öbürünün de olması şart iki zıt şey arasında kıvranıp duruyoruz. kötülük iyiliğin gereği var olunca kötüden ne hakla nefret ediyoruz? her şey zıddıyla belirlenmek zorunda olunca dünyadan yekpare bir huzur ve asayiş nasıl beklenir? hayat ve ahlak teorilerinde öyle akıl almaz ukalalıklar vardır ki..