Figen

Çağdaş toplumlarda incinmek ve diğerlerini incitmek eskiden olduğundan daha kolay. İnsanlar birbirleriyle eskisine oranla daha çeşıtlı biçimlerde ilişki kuruyorlar. Bunun sonucu kendimizi koruyacak savunma sistemleri geliştiriyoruz, incinmemek için diğer insanlara tereddütle yaklaşıyoruz. Diğer insanlara zarar vermemek içın onlarla ilgilenmemek, her insanın kendi başının çaresine bakmasını gerektiriyor.
Reklam
karadelikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. Anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan, herkes Çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı? Şunu kafana sok artık, kötülük bu türün hamurunda var.
"Benim burada ne işim var?" diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
Keşke insanlar da kitaplar gibi olsalardı. Bir romanın yarısına gelip de beğenmediğinizi fark ederseniz onu bir kenara bırakıp yenisini bulabilirdiniz. Aynısı filmler ve diziler için de geçerliydi. Öyle yaptınız diye kimse sizi yargılamazdı, vicdan azabı duymazdınız, siz söylemek istemediğiniz takdirde kimse bilmezdi bile. Ama insanlar söz konusu olduğunda sonuna kadar gitmek zorunda kalırdınız ve ne yazık ki herkes sonsuza dek mutlu yaşamazdı.
Vatan nedir? Vatan canla döşenmiş bir arsada, kanla karılmış bir harç ile bina edilmiş, demiri kemikten tuğlası etten bir mekan-ı mukaddestir ki onun içerisinde can emanettir, din emanettir, Kur’an emanettir, ezan emanettir.