Lâ ilahe illallah de kazan gazayı Çöller uçsuz bucaksız, yine de geçtim. Eşkiyaya savaş verdim, korkular saçtım. Ummanlara dönüşüp menzilden taştım. Kelime de hece de seni aradım. Ahmet Ahmet ·5 No'lu Şiir Çöller uçsuzdu bucaksızdı Peygamberimiz SAV dua ile andı Hakkı Önce eşkıyalarla savaşarak Dediki Cihat ve kıyam ile düşmez sancak Ummanlar geçti efendimiz Onadır salam selat ve duamız Baktı bedire dediki ey Ali ey Hamza La ilahe illalah diyerek cenk edin Bilinki Allahtan başka ilah yoktur Çöller uçsuzdur bucaksızdır Ve Bedir Savaşındaydı Hz Muhammed Dediki ey Rahim olan sonsuz merhamet En doğru iş için hidayetini isterim Ancak senin yardımın ile cihat ederim Ve Kıyama kalkıyordu islam ordusu Ey Allahım bir avuç müslümanız Eğer yok olursa bu müslüman ulular Dünyada sana ibadet edecek kim kalır Bize hidayetini göster doğru kapıyı aç Sen bizleri doğru ve hidayete ulaştıransın
Din
Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki: Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın zevce-i paklerinin hane-i saadetlerine bir gurub erkek gelerek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sordukları husus açıklanınca sanki bunu az bularak: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kim, biz kimiz? Allah O'nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarım affetmiştir (bu sebeple O'na az ibadet de yeter) dediler, içlerinden biri: "Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım" dedi. İkincisi: "Ben de hayatımca hep oruç tutacağım, hiç bir gün terketmeyeceğim" dedi. Üçüncüsü de: "Kadınları ebediyen terkedip, onlara hiç temas etmeyeceğim" dedi. (Bilahere durumdan haberdar olan) Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları bularak: "Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazan oruç tutar, bazan yerim, namaz kılarım, uyurum da, kadınlarla beraber de olurum (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi beğenmezse benden değildir" buyurdu....ن Kaynak : Buhari, Nikah 1, Müslim, Nikah 5, (1401), Nesai, Nikah 4, (6, 60)
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
⚠️ Sizi bilmem ama ben geçtiğimiz dönemde İran-Şii karşıtlığı yapanların İsrail-ABD'nin ekmeğine yağ-bal sürdüklerini farkettim. Müslüman olduğunu İDDİA EDENLERİN iki dakika olsun mezhebinin menfaatini unutup da İslam'ın maslahatını düşünemediğini farkettim... Eğer siz de onlardan biriyseniz unutmayın ki İran'ı sevmeyebilirsiniz, ben de sevmiyorum. Fakat İsrail'e attığı her taşın isabetli olmasını istedim. Bunu istedim diye Şii olmadım. Sünni de değilim. Sadece müslümanım, insanım. 🔥 Bu süreçte “İran Şii’dir” diyerek çekimser kalan ya da İran’ın karşısında olan siz, bunca yıl Azerbaycan’ın güzellenmesine neden karşı durmadınız mesela? O da Şii değil miydi? Ya da eğer Sünni’lerin yanında olduğunuzu iddia edecekseniz Filistin’i neden yalnız bıraktınız? O da Sünni değil miydi? Filistin’i, mazlumları kullanarak oy isteyenlerin yaklaşık üç yıl boyunca İsrail’i “kınamaktan” dilinde tüy bittiği günleri ne çabuk unuttunuz da zalime bir taş olsun atabilen İran’a Şii diyerek cephe aldınız? Kur’an-ı Kerim’de mezhepleşme-ayrışma yasaklandığı halde mezhepleştiniz ve batıl yola (Şii-Sünni kavgasına) düştünüz. Fakat düştüğünüz batıl yolun da gereğini (!) yerine getiremediniz. Çünkü başkanınız Azerbaycan’ı “kardeş ülke” olarak gördü değil mi? ⭐ Allah Kur’an-ı Kerim’de “müslüman” ismini vermişken bunu yeterli görmeyip “Şiiyim, Sünniyim, Selefiyim, Ehli Sünnetim” demekten Allah’a sığınırım (bkz. Hac 78, Fussilet 33).Allah Kuran’da ayrılmayı yasaklamışken fırkalardan birine meyletmekten de Allah’a sığınırım. (bkz. Ali İmran 103, Rum 32, Enam 159) Kur’an-ı Kerim'e uyanlar sadece müslümandır, ben de sadece müslümanım elhamdülillah.. Bu bakımdan birine olan dostluğum ve düşmanlığım, mezhebe ve siyasi liderlere (!) göre değil Kur’an-ı Kerim'deki hükümlere göredir. Özetle
İslam
Hayırlı cumalar hayırlı sabahlar
Genç kardeşim, sana açık ve net bir şey söyleyeceğim: İslam’ı Müslümanlara bakarak yargılıyorsan, en baştan yanlış bir yerden bakıyorsun. Etrafına bakıyorsun; adaletsiz ama dindar görünen insanlar görüyorsun. Namaz kılıyor ama kul hakkı yiyor. Dinden konuşuyor ama merhametten uzak. Sonra diyorsun ki: “Eğer İslam buysa, ben yokum.” Dur. Orada dur. Çünkü sen aslında İslam’ı değil, Müslümanların hatalarını yargılıyorsun. Kur’an bu yanılgıya karşı yıllar önce uyardı: “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” (En‘âm, 116) Yani kalabalık doğru demek değildir. Yaygın olan, hakikat olmak zorunda değildir. Bak, bu din kusursuzdur; ama onu yaşayan insanlar kusurludur. Peygamberimiz (s.a.v.) bile şunu açıkça söyledi: “İnsanlar helâk oldu diyen, helâk olanların en başındadır.” Başkalarının yanlışlarını gerekçe gösterip hakikatten vazgeçmek, seni özgürleştirmez; aksine seni daha büyük bir yanılgıya sürükler. İslam adaleti emreder: “Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutun.” (Nisâ, 135) Eğer bir Müslüman adaletsizse, bu ayet suçlu değildir. Eğer biri dindar görünüp zalimleşiyorsa, sorun din değil; o insanın samimiyetsizliğidir. Şunu iyi bil: Hiçbir Müslüman İslam’ın vitrini değildir. Hiçbir hoca, cemaat, aile ya da sosyal medya figürü bu dinin ölçüsü olamaz. Ölçü bellidir: Kur’an ve Peygamberin (s.a.v.) örnekliği.
1000Kitap
BU YAZI "UĞURLU"DUR!..
Bir önceki yazımda "uğur" kelimesini kullandım. Yorumlarda itiraza sebep oldu. Olabilir. Hiçbirimiz hatâsız değiliz. Ben de ehl-i sünnetim. Enbiya aleyhümüsselâmdan başkasının ismetine imân etmem. Dolayısıyla yazılarımda hatâlar işlenmiş olabilir. "Göreceli" olmayan mevzular hakkında bariz kusurlarım yakalanırsa bunları düzeltmekten memnuniyet duyarım. (Mevzu göreceliyse ayak sürüdüğüm olur.) Hem söyleyene de bin teşekkür ederim. Fakat, ben ismet sahibi olmadığım gibi, beni tenkid edenler de ismet sahibi değildir. Sadece tenkid edilende hatâ bulunmayabilir. Bazen de tenkid eden tenkidinde hatâ yapar. İşte, bu "uğur" meselesini de ben biraz böyle gördüm, zîra ulemâ-i İslâm'ın kitaplarında da, hattâ bizzat Risale-i Nur'un içinde de, bu kelimenin çoklukla istimâli var. Hepsine birden "Vay, aaa, "uğur" kelimesini kullandıysanız îtikadınız bozuk demektir!" denmeyeceği için, hâşâ, o hâlde mürşidlerimizi anlamaya yakışır hüsnüzannı kuşanmak lâzım. Gayrısı hâzâ edepsizlik olur çünkü. Mürşidim Bediüzzaman Said Nursî bir yerde diyor ki: "En müthiş maraz ve musibetimiz, cerbeze ve gurura istinad eden tenkittir. Tenkidi eğer insaf işletirse, hakikati rendeçler. Eğer gurur istihdam etse, tahrip eder, parçalar." Hem yine diyor: "Bazan kelâm küfür görünür, fakat sahibi kâfir olamaz." Hem de yine musırrane öğretiyor: "Lâzım-ı mezhep, mezhep olmadığından, belki muahez değil." Sözgelimi: **Bir Müslüman, kafası tamamen daire-i esbap ile meşgulken, "Filancanın ekmeğini çok yedik!" dese, buradan o filancayı rızık konusunda Allah'a şirk koştuğu fikrine varılmaz hemen. Çünkü, bu hüküm, o cümle için lâzım-ı mezhep konumundadır. Fakat karşımızdaki âdemoğlu Mü'mindir. O nedenle bu cümleyi kafamızda mecâza hamlederiz: "Yâni "Allah bana rızkımın epey bir kısmını o kişinin
Ümmetimin fesada uğradığı(sünnet-i şerifin terk edildiği)zaman sünnetim ile amel eden kimseye yüz şehit sevabı vardır.
Din