Fakat içimizde, bizim “ahlak” tarafımızla hiçbir şekilde ilişkiye geçmeyerek olayları yorumlayan, sonuçlar çıkaran ve tedbirler alan bir “hesabi” tarafımız vardı ve lafta değilse bile eylemlerde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
Dünyaya ne halt etmeye geldiğimiz sorusuna o da cevap vermedi. Yatarma zevkinden, hayatın kendisinin bir hikmet olduğu gerçeğinden dem vurdu fakat çürük. Ne yaratacaksın? Yaratmak yoktan var etmektir. En akıllımızın kafası bile bizden öncekilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez. Yaratmak dediğimiz şey de bu mevcut malların şeklini değiştirerek onları piyasaya sürmekten ibaret. Bu gülünç iş bir insanı nasıl tatmin eder bilmiyorum.