Birileri size bir öykünün neyle ilgili olduğunu söylerse, muhtemelen haklıdırlar. Öykünün yalnızca bununla ilgili olduğunu söylerse, kesinlikle yanılıyorlardır.
SUNUŞ
.. ÖNCEKİ adı David Benjamin Keldani olan Abdülehad Davud Efendiyi, 1986 yılında, kendisinin Muhammad in The Bible adlı eserinin başında yer alan kısa biyografisini tercümem dolayısıyla gıyaben
"Sen gittiğini sanıyorsun oysa itiliyorsun".
Tolstoy bu aforizmayi o kadar çok severdi ki, 1862 yılında çıkarmaya başladığı Yasnaya Polyana dergisinin sunuş sayfasında bu aforizmayı slogan olarak kullandı.
Ciddi bir stres yaşamadığı veya sizinle çatışmalı bir ilişki içinde olmadığı sürece çocuğunuz bedenin ihtiyaçları doğrultusunda beslenir. Ağzına bir lokma bile koymak istemiyor mu? Bunun verdiğiniz yemekle bir ilgisi olmayabilir. Burada da çocuğunuz sürece içerikten daha fazla önem veriyor olabilir. Belki de çocuğunuzun reddettiği şey tabağın içeriği değil de onu sunuş biçiminizdir.
Bazılarınız Kennedy'nin baskanlık törenini ve Jacqueline ile John Kennedy'nin kültür önderleri olarak tanınmayı pek istediklerini anımsayacaktır. Törene Robert Frost'u davet ettiler ama Frost'tan önce Ernest Hemingway'i çağırmayı düsünmüşlerdi. Davet etmediler ama "Tören için sunus kitabı" yolladılar. Kitap dönemin seçkin yazarlarına gönderilmiş, onlardan Kennedy'lerin başkanlık dönemlerinin başlamasını kutlayan ya da duygularını yansıtan bir cümle yazmaları istenmişti. Karısının anlattığına göre kitap Hemingway'in eline geçtiğinde bütün gün boyunca ve gece yarısına kadar çalıştıktan sonra göz yaşları içinde ortaya çıkıp karısına "Artık olmayacak" dedi.