Gece midir insanı hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen?
Gece midir seni bana düşündüren, yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?
Özdemir Asaf
"Bu kanepeyi nereden aldın? Aynısını almak istiyorum."
"O kanepenin dünyada bir eşi yok." Kuru sesi mutfaktan duyuldu.
"Onu senden satın alabilir miyim?"
"Hayır."
"Peki ya bu kurdele minder?"
"Türünün tek örneği."
"Sanırım ne yapmak istediğini anlıyorum." Bir süre televizyon izledim, ardından Josh bana bir tabak ve çatal uzattı.
"Burada kendimi küçük bir düşes gibi hissediyorum. Bana hizmet etmen gerekmiyor." Ayakkabılarımı çıkarıp sehpasının altına ittirdim.
"Bazı korkunç canavarlar küçük düşesleri şımartmaktan gizlice zevk alır. İki saatlik bir ateşkese ne dersin? Şu andan itibaren?"
"Tabii, hadi yapalım. Hımm, bu çok güzel görünüyor." Taze fesleğenin kokusunu alabiliyordum. Hâlâ nasıl bekâr olabirdi?
Bir yengeç gibi yan yan hızlıca oturma odasına gittim. "Nasıl orada durup her şeyi karıştırmamı izleyebiliyorsun?"
Şık minderi aldım ve arkama yerleştirdim. Bana bir kupa uzatınca onu bir silah gibi tuttum.
"Ben de senin daireni karıştırdım. Şimdi senin sıran."
Telaşlanmıştım ama bir şakayla saklamaya çalıştım. "Gözleri oyulmuş haldeki fotoğraflarının hepsini buldun mu?"
"Hayır, albümünü bulamadım. Ama yirmi altı Şirin Baba oyuncağın olduğunu ve yatak çarşaflarını doğru şekilde katlamadığını biliyorum."
Koltuğun diğer ucundaydı, başı nazikçe kenara kaymış ve rahatça uzanmıştı. İş yerindeki sandalyesinde arkaya doğru çok yaslanırdı ama vücudunun hiç bu kadar esnediğini ve biçim değiştirdiğini görmemiştim. Ona bakmaktan kendimi alamıyordum.