Puan vermedi·400 syf.··
2026 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:43
Dün dışarıda daha ılık bir hava vardı. Ağaçların hışırtısı, toprağın kokusu ve börtü böcek arasında bir günü daha geride bırakırken düşündüm. "Sözcükler olmasaydı yaşamım eksik olurdu." Belki de yüreğim zamanın içinde gezinmeyi seviyor. Çünkü yaşam yalnızca bugün yaşananlardan ibaret değil, geçmişle şimdiyi aynı kalpte buluşturan uzun bir yolculuk... Öner Yağcı'nın Kir kitabını büyük bir zevk ve merakla okudum. Yazar, Alevi-Bektaşi kültürünü öyle canlı ve etkileyici anlatılıyor ki, okurken yalnızca bir roman okumuyor, nerdeyse başka bir zamanın içine giriyorum. Örneğin, çiğdem şenliğini ilk kez bu kitap aracılığıyla öğreniyorum. Hıdırellez kutlamalarını anlattığı sırada bir an kendimi o yüzyılda yaşamış gibi duyumsuyorum. Özellikle cem sırasında söylenen deyişler, aşıkların bağlama eşliğinde söyledikleri sözler beni çok etkiliyor. İnsan kimi kez bir ezgiyle ya da sözle yüzyıllar öncesine yolculuk edebiliyor. Kitaptaki cem betimlemeleri yalnızca bir ibadeti değil, aynı zamanda ortak yaşamı, dayanışmayı ve kültürel belleği de anlatıyor. Alevi geleneğinde insanların önce birbirinden rıza alması, ardından kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı olmaksızın herkesin “can” kabul edilmesi bana oldukça anlamlı geliyor. Herkesin eşit görülmesi, birlikte ibadet edilmesi ve 12 hizmetin belirli sorumluluklarla yürütülmesi, güçlü bir toplumsal düzen ve dayanışma duygusu taşıyor. Araplar, Türklerin anayurdu olan Orta Asya’yı işgali sırasında cami ve namazın dışındaki ibadetleri yasakladığı için cem gizli yapılıyor. Kadın erkek bir arada ibadetin Arap kültüründe olmamasından, yaşamın her alanında olduğu gibi ibadette de erkeğin yanında bulunan Türk kadınını kendi değerlerine göre yargılayan, kadını sadece zina aracı olarak düşünen Araplar bu olayı farklı yorumluyor. "Mum söndü" iftirası,
Edebiyat
KirÖner Yağcı · Cumhuriyet Kitapları · 20095 okunma
Falih Rıfkı Atay - Zeytindağı
Puan vermedi·192 syf.··
2026 2. kitabı
Çankaya gibi bu eser de anektotlar şeklinde kaleme alınmıştır. Zeytindağı Kudüs'te bulunmaktadır. Yazar 1. Dünya Savaşı'nda yedek subay olup Cemal Paşa'nın emir subaylığını yapmıştır. Eseri okurken bende oluşan izlenim sürekli boşa kürek çekmiş bir milleti hissetmekti. Alâkamız olmayan, madden bir katkı alamadığımız topraklar için başka milletlerin meselelerinin ortalarında kalmış; maddî, manevî ve beşerî kayıp vermiş; Karşılığında yine kin ve ihanet almışız desek yeridir. Aslında Cemal Paşa'nın ne kadar önemli bir adam olduğunu da eserden kavradım diyebilirim. Zamanının ötesinde bilgili ve yetkili, tam bir vatanseverdir. Şatafatı sever ama yolsuzluk yapmaz, devlet malına dokunmaz. Filistin ve Suriye'de görevlendirildiğinde oraların hem iskânı hem güvenliği için profesyonelce uğraşmış hâttâ oralar kaybedildiğinde Anadolu'ya bakarak bu hizmetleri bu topraklarda yapmış olmayı dilemiştir. İstifası da Kudüs'ün düşmesi sonrasında olmuştur. Atay da Enver yerine Cemal Harbiye Nazırı olsa 1. Dünya Savaşı'na dahi girmeyeceğimizi "Keşke" diyerek anlatır. Ancak İttihat ve Terakki'nin yaptım olduculuğunun ikisinde de olduğunu aktarır. Cemal Paşa "Yok kanun, yap kanun." Enver paşa "Yaparım olur, bozarım olmaz " diyerek aslında bir arkadaşımın "İttihat ve Terakki günümüzün akp'sidir." sözünü de desteklemiştir. Daha önce Twitter'da denk geldiğim Hicaz'a yapmak yerine Doğu vilayetlerine tren yolu yapmayı öneren düşüncenin Talat Paşa tarafından düşünüldüğü ancak buna Ruslardan izin almadan girişilemeyeceğini eserde bir anekdotla aktarır. Yine güzel bir nokta, yazar gençliğinde hayalindeki Türk devleti için Enver'in de ortadan kalkması gerektiğini düşünmektedir. Ona göre Almanya savaşı kazansa bile Enver'le birlikte Orta Çağ İslamiyet zihniyeti olanca yeşilliğiyle devam edecektir (tam
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·208 syf.··
2023 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 00:00
Nabizade Nazım'ın bu hikayesi kıskançlığın ne kadar şiddet içeren bir duygu olduğunu, intikamın yalnızca alınanlara değil alan kişiye de zarar verdiğini anlatıyor fakat çapıcı olarak hissedilen bir şey varsa o da her şeyin kişinin tercihleri ile şekillendiği. Nitekim Zehra bir hayat kadınını eski kocasından ve onun yeni sevgilisinden intikam almak için tutuyor olsa da Suphi bey'in körkütük aşık olması annesini, eski karısını, yeni sevgilisini, çocuğunu ve işini bırakması sonunda da sıfırı tüketmesi kendi yaptığı seçimlerden kaynaklanıyor. Ha keza kadını ve dostunu sokak ortasında öldürüp Trablusgarp'a sürülmesi de... Her şey bir yana 150 yıl kadar önce İstanbul'da yaşamış bir yazarın satırlarını okumak, onun hayal dünyasına girmek oldukça keyifliydi. Şehzadebaşı tiyatrosunda seyrettikleri 6 perdelik oyun, perde aralarında klasik müzik dinletileri, günlük programını anlatırken kullandığı alaturka saat sistemi ile tarihi bir misyonu da var. Tanzimat döneminin batıcı yaklaşımları da hissediliyor. Nabizade Nazım
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · İskele Yayıncılık · 201815,3bin okunma
Beş Türkler neden Ana Vatanda
10/10
·321 syf.·
2026 24. kitabı
Beş Türkler diye tanımlanan ekibimiz: Hacı Selim Sami, Emrullah Bey(Barkın), Derneli Adil Hikmet Bey, Tatar Hüseyin Bey ve Bursalı İbrahim Bey'den oluşuyordu. Başlarda Kuşçubaşı Eşref'te vardı ama o onları yerine teslim ettikten sonra geri döndü başka görevler için. Ve Gazi-i Namdar, Şehid-i Ala, Hürriyet Kahramanı Enver Paşa'da şehit olana kadar başlarında mücadele etti. Bir yanda Anadolu'da yapılan milli mücadele, bir yanda da Anadolu'nun doğusunu garantiye almaya çalışan Anavatan'da yapılan milli mücadele. Moskofların yani o dönemde Bolşeviklerin Türklere, Müslümanlara zulümleri ve onlara karşı mücadele eden Beş Türkler, Enver Paşa ve o bölgenin yiğit adamlarının mücadelesi anlatılıyor. Çok büyük başarılar elde ediliyor. En azından gençlerde, halkta ve gelecek nesilde Türklük bilinci, özgürlük, hürriyet bilinci manen aşılanıyor. Bazı bilinen yanlışların aydınlatıldığı muhteşem bir eser. Buhara yardımları, Enver Paşa'nın şehadeti, Enver Paşa ve diğer İttihatçıların Anadolu'daki Milli Mücadeleye bakışı, Mustafa Suphi olayı gibi bir çok nokta açıklığa kavuşturulmuş. Tarihi ve tarihi şahsiyetleri okumak isteyenler için doğru kaynak. İyi okumalar.
Anavatanda Son Beş Osmanlı TürküCemal Kutay · Tarih Yayınları · 19629 okunma
Kafadaki soru işaretleri
Puan vermedi·172 syf.··
2026 20. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 13:23
Kitabın ilk okuduğum bölümlerinde oldukça fazla objektif olmayan ve kaynak gösterilmeden alıntılanan yerler mevcuttu. Hatta bazı yerlerde bilgi yanlışları da vardır. Mesela ali Şükrü bey Afyon mebusu denmiş ama kendisi Artvin lazistan bölgesi mebusudur. Afyonla hiçbir ilişkisi yoktur. Kitabı araştırırken şöyle bir bilgiye ulaştım aynen alıntılıyoum. “İsmet Bozdağ imzasıyla, Haziran 1980’de Milliyet Gazetesi’nde “Kemal Tahir’in Söyleşileri” başlıklı bir yazı dizisi yayınlanmıştır. Bu yazı dizisinde Kemal Tahir, Mustafa Suphilerin öldürülmesi olayına da değinerek, Lenin ve Stalin’in, Mustafa Suphi’yi, Galiyev çizgisinde olduğundan dolayı para yardımı karşılığında Mustafa Kemal Paşa’ya öldürttüklerini anlatmaya çalışmaktadır (19). İsmet Bozdağ, bu yazı dizisinden etkilenmiş olacak ki, 1992’de çıkardığı “Mustafa Suphi’yi Kim Öldürttü? Atatürk mü, Lenin mi?” adlı kitabında, Sovyet Rus liderlerinin Mustafa Suphi’yi ortadan kaldırtmış olabilecekleri ihtimali üzerinde ısrarla durmaktadır” Kitabı bitirdikten sonra ise iyice emin oldum ki oldukça yanlı bir şekilde yazılmış. Konunun meraklısı değilseniz çok da tavsiye etmem.
Mustafa Suphi'yi Kim Öldürttüİsmet Bozdağ · Emre Yayınevi · 19921 okunma
Puan vermedi·316 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2025 00:00
Merhaba dostlar. Kalemi ile beni yine duygudan duyguya götüren, bir kez daha iyi ki okudum dediğim @semasoykan 'ın kaleme aldığı #adsızroman1864 kitabını bitirmenin huzuru ile anlatmaya geldim sizlere. Hikayemiz İstanbul'da başlıyor. Neri yıllar sonra tüm cesaretini toplayıp İstanbul'a gelir. Hatırladığı ilk yer olan Antikacı Suphi Doğan'ın yanına gider. Dükkanda Suphi Beyin oğlu Aras ile karşılaşan Neri antika bir vazoyu satmak istediğini söyler. Bu karşılaşma sonrası ikilinin arasında güzel bir hikaye başlar. Suphi Bey küpü görür görmez kime ait olduğunu anlar ve içinde bir ananenin torunu için bıraktığı geçmişin anıları ile dolu sayfaları çıkarır. Neri büyük bir merakla odasında soluksuz bir şekilde sayfaları okur. Ve acılarla dolu geçmişe yolculuk başlar... 1864 yılı büyük Çerkes sürgünü ve soykırımını iliklerimize kadar hissettirecek Janset, Jankat, ve Elbruz adlı üç çocuğun hikayesini okuyoruz. Yaşadıkları zorlu günler, acılar, yıkımlar, ölümler, sürgünler ve kaybedilmeyen umutlar. Kuzey Kafkasya'dan Karadeniz'e sürülen çerkes halkının yaşadığı acı dolu günlere şahit olmak her ne kadar yüreğimi yaksa da tarihe tanıklık etmek mutlu etti. Sıradan bir tarih romanı değil, unutulmaya yüz tutmuş acı dolu günlerin, acıları yaşayan insanların yüreklerindeki yaranın ve bıraktıkları mirasla büyüyen çocuklarının bir seslenişi. Her bir karakterin bizlere anlatmaya çalıştığı derin anlamları görmek, ders çıkarmak ve gelecek nesillere hem unutturmamak hem de tekrar yaşanmasını önlemek için okunulası değerli bir eser. Sade ve akıcı bir dille yazılmış olan romanda iki farklı zamanı okusak da asla kopma yaşamadan sürükleyici bir kurgu bekliyor okuyucuyu. Savaşın insan üzerinde ki etkileri, sürgün, ayrılık, kimlik ve geçmiş arayışı, aile bağları, özlem ve hayatta kalma
Adsız RomanSema Soykan · Alfa Yayıncılık · 2024908 okunma