Suphi Eraslan

Arkadaşlar bu videoyu izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Şu stresli günlerimizde hepinize iyi gelecek ve keyifli zaman geçirtecek youtu.be/V0eL14ZJdKA
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
suphistike
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2020 439. kitabı
Anunnakiler ile ilgili ülkemizde dalgalandırıcı bir etki Sitchin'in kitaplarının dilimize çevrilmesinden sonra başladı sanırım. 12. Gezegen adlı kitabını bir çoğumuz okumuştur diye düşünüyorum. Özellikle insanın kökeni ve dinlerin kökeni konularına bambaşka ve sarsıcı bir bakış açısı kattığı muhakkak. Göktürk Ramu'nun kaleme aldığı bu üçüncü kitabı, elbette konuya meraklı ve bilhassa Sitchin'in kitaplarını okumuş biri için onlarla ilgili ek bir bilgi katmıyor. Öte yandan, kitabı okunası kılan ve olaylara farklı ve yeni bir bakış açısı ve sorgulama biçimiyle bakmamızı sağlayan birçok tarihsel, dinsel ve bilimsel olayı gündemine alıyor. Şems, Mevlana, Hz. Muhammed (direkt adını anmasa da işaretinden anlaşılıyor) ve Atatürk'ü Anunnakilere bağlaması da kitabı ilginç kılan ögelerden biri sanırım.
Tarih
Anunnakiler-Sümer'in Göksel AtalarıGök Türk · Mavi Kalem Yayınevi · 2018195 okunma

Suphi Eraslan

, bir kitap okudu
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2020 439. kitabı
Gök Türk
8.6/10 · 195 okunma
suphistike
Kant Saf Aklın Eleştirisi adlı eserinin girişinde "Kuşku olamaz ki tüm bilgimiz deneyimle başlar." diyor. Demek ki bilme yetimizin anahtar kavramı deneyim. Akılsal varlık, kendi verilmişliğinin o an ona sunduğu olanaklar çerçevesinde duyumsadığı izlenimleri anlama, anlamlandırma, kavramlaştırma, ilişki ve bağlantılar üretme gibi bir takım süreçlerden geçirerek bilgiler üretiyor. Bu tür deneyimlerde bilgisinin iki kaynağı var: İlki doğrudan doğruya öznel deneyimleri biçiminde dikkatini yönelttiği eşyanın kendisi. Diğeri ise, kendi dışında kalan özne veya öznelere tam bir güven duyarak onların sözleri ve yazılarını bilgi kaynağı olarak alması. Hegel, "Gerçek olan akılsaldır, akılsal olan gerçektir." diyor. Bu bağlamda, bilen özne, bilinen nesne ve nihayetinde ortaya çıkan bilgi üçlüsünde akılsal varlık olma olmazsa olmaz bir koşul oluyor. Burada benim altını çizmeye çalıştığım çekincem eşyayı algılamada belirli ve dar bir aralığa hapsolmamız. Bu sınırlılığın bize sunduğu olanaklar ölçüsünde akılsal varlıklar olarak eşya hakkında bilgi üretmeye çalışıyoruz. Yine bu sınırlılığın bize sunduğu olanaklar ölçüsünde eşya hakkında bir dil, bir gramer ve bir mantık geliştiriyoruz. Yani bu sınırlılığın dayatması nedeniyle hakikat filinin bacağını veya hortumunu vesaire tutup evet hakikat fili işte budur diyoruz. Öte yandan, titiz ve ödünsüz alıştırmalar, uygulamalar yoluyla çeşitli meditasyon yöntem ve teknikleri aracılığıyla içimizdeki bazı akılsal varlıklar bu sınırlılığı alabildiğince esneterek eşyayı algılama biçimini değişime uğratabiliyorlar. Aynı eşyayı deneyimleyen bizler ve o kişiler, çok farklı türden bilgiler üretebiliyorlar.
Felsefe