10/10
·134 syf.··
2025 7. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 21:42
Gulyabani, Hüseyin Rahmi’nin okuduğum ikinci romanı ve yine çok sevdim. Dili öyle sade ve akıcı ki, okurken hemen hikayenin atmosferine girip kendinizi olayların içinde hissediyorsunuz. Bu romanda en çok hoşuma giden şey, halk arasında yüzyıllardır süregelen inanışların romana ustalıkla yerleştirilmiş olmasıdır. Romanda tütsü yakmak, gece faraşla dışarıya süprüntü dökmemek, “destur” demeden bir yere girmemek, hatta muska taşımak gibi davranışlar şeytanı/perileri kızdırmamak için yapılsa da aslında kökleri çok derinlere dayanan geleneklerdir. Yazar, halkın batıl inançlarını, gündelik alışkanlıklarını ve akıl–cehalet çatışmasını ustalıkla ele almış. İnsanların bu kadar çok batıl inançla yaşamalarını hem eleştirmiş hem de toplumun psikolojisini çok iyi yansıtmış.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
5/10
·312 syf.··
2025 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 00:40
Kitap mı okudum Yeşilçam mı izledim belli değil. Ya hu, bir yazar kitabının baş karakterlerinden neden nefret ettirir. Gerçek hayatta da bu kadar mıymıntı tipler kaldı mı dersiniz ? Sanki 2020lerde değiliz de 1950'lerde yaşıyoruz.... Aslında kitapla ilgili uzun uzun yazmak istiyorum ama kimseyi bu acı yığınından mahrum bırakmaya hakkımız yok. Kitapta Derviş Ali ve Handan hanımdan başkası olmasaymış iyiymiş. Sanırsam yazar daha gençlik döneminde ki kuşaklar arası diyaloğu bence düzgün aktaramamış. Üslup ise çok toy geldi bana. Daha farklı bir şeyler olabilirdi. Kitap karakterlerine ayrı ayı sinir oldum desem yeri. Ya hu sen nasıl anasın, mesele doğurmak ise köpeklerde doğuruyor. Yetişkinlerin yetişkin olamama sorunu... Halide desen süprüntü, yok benim yüzümden yok yalnızım, bu kadar şikayet edecekseniz iyilik etmeyin. Ve bağı olmayan kardeşler... Neyse okurken içim şişti. Depresiftim majör depresyon tanısı aldım. Bitsin diye yol gözledim. Kısacası çiçekler gece açtı benim ruhum soldu...
Roman
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·366 syf.··
2025 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 10:01
Yıllar yıllar önce okuyup bugün tekrar okumaya cesaret ettiğim koca klasik Suç ve Ceza Öncelikle her kitap okunduğu zamana (okunulan yaşa) özgü bir izlenim bırakıyor ve farklı bir zaman diliminde okunduğunda sanki hiç okunmamış gibi bambaşka, yepyeni izler bırakıyor insan zihninde onu anladım. Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemesem de kesinlikle bir not bırakmadan rahat edemeyeceğim bir eser bitirmiş bulunuyorum. Benden başkasında da aynı izlenimi vermiş midir diye de düşünerek sürekli aynı soru vardı kafamda: Neden öldürdü? Parasının tamamını çalmadı, aldıklarını da kullanmadı. Üstelik eline yasal yollardan geçen bütün parasını yardım etmeye harcarken onları neden kullanmadı? Tamam kullanmasın tabiki ama o zaman öldürmesin de, neden kendine bunu yaptı? Hem fazlasıyla gururlu hem bu kadar insan ruhunu alçaltan bir şeyi neden yapıyor? Hem suçunu gizliyor hem de kendini ele verecek sözler ve davranışlarla nereye varmaya çalışıyor? Bunların hepsi sadece hastalığı ve içinde bulunduğu buhrandan mı kaynaklanıyor? Bunu ikinci ciltte çok daha iyi anladım ve üzerine 1969 da çekilmiş olan eserin filmini izlemek te oldukça pekiştirici oldu benim için. Filmin linki de şurada duruversin: m.youtube.com/watch?v=71-0lR9... Psikolojisini anlatmak için eserdeki bazı pasajları paylaşmak en iyi yol sanırım. (SPOİLERDİR- Eseri okuyanın aşağıyı okuması faydasınadır) İlk olarak R.R.Raskolnikov’un Sonya’ya itirafında der ki; -Mesele şu ki: Bir gün kendi kendime şöyle bir soru sordum: Mesela, benim yerimde Napoléon olsaydı ve mesleğine başlamak için elinde henüz ne Toulon, ne Mısır, ne Mont Blanc'dan geçiş olmasaydı da, bütün bu güzel ve tarihsel şeyler yerine düpedüz gülünç bir kocakarıcık, hem de üstelik sandığından paraları aşırmak için öldürülmesi gereken
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Engin Yayıncılık · 1993194,4bin okunma
10/10
·192 syf.··
2025 14. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2025 17:25
" Şarkıların gamı, elimi ruhumun yaralarına tuz bastı, sesim kederli şarkılarla büyüdü, büyüdü... Yıldız Mediha oldu! Aradan bilmem kaç sene geçti, ona ona süprüntü Mediha oldum! Artık okuduğum tek şey beddua!" Selam Bir zamanların yıldız sanatçısı, bülbül seslisi seksen yaşındaki Mediha ile tanışıyor bizi #medihaölmekistiyor isimli kitabında yazar #emresaraçoğlu. Trajikomik bir kitap Mediha Ölmek İstiyor. Okurken gülüyor, gülerken hüzünleniyor ve ister istemez hayatı sorguluyorsunuz. Neydim , ne oldum .... İleride ne olacağım Yaşamın bize nasıl sürprizler hazırladığını hiç bilemiyoruz. Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter, güvenme malına bir kıvılcım yeter demişler... Seksen yaşına gelmiş olan Mediha , can dostu ve sağ kolu İsmet ile birlikte yaşamaktadır. Az olan parası ile iyi kötü idare olmaktadırlar. Ömrünü sahnelerde geçiren Mediha , yeni açılan bir gazinodan teklif gelince hemen kabul eder. Hem geçmişe özlem duyuyor hem de paraya ihtiyacı vardır. İşe başlayınca gücü şeyin eskisi gibi olmadığını anlar zamanla. Ne seyirci eskisi gibidir ne de ondan istenen şey sadece şarkı okumasıdır... Kendisini karanlık işlerin içinde bulur birdenbire. Ayrılmak için çok geç kalmıştır ancak onun da kendine göre düşündükleri vardır... Gerçekten öyle mi #donkişotiyiedebiyatödülü finalisti olan kitap sürükleyici öyküsü ve etkileyici anlatımı ile su gibi akıyor. Ben kitap bitmeden elimden bırakamadım Sizin de kitapla ve Mediha Hanım ile tanışmanızı isterim
Mediha Hanım Ölmek İstiyorEmre Saraçoğlu · The Kitap · 2024121 okunma
8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 99. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2024 09:25
Ben Gracelyn Mae.. Chester, Georgia kilisesinin papazının kızı. Kız kardeşi ile birlikte kasabanın zenginlerinden oldukları için anneleri (Kraliçe!) tarafından belli bir role büründürülmüşlerdi. Hayatları boyunca hep belli bir şekilde davranmak zorunda, daima usturuplu, sıkıcı ve güzel olmalılardı.. Ve yine annesinin iteklemesi ile kasabanın en iyisi Finley (Finn) James ile tanıştırılmış ve onunla evlendirilerek kasabayı terk etmişti. Şimdi yıllar sonra kasabaya tekrar dönerlerken 7 başarısız çocuk denemesi ve bir aldatma ile sarsılan evlilikleri toparlanacak gibi de değildi. Ve Jackson Emery, O Chester kasabasının kötü çocuğu sanılan kişiydi. Babası sürekli sarhoş gezen ve olay çıkartan birisi, annesini yıllar önce kazada kaybetmiş . Önceleri sessiz, çocuklar tarafından sürekli dışlanan, itilip kakılan birisi iken büyüdükçe her türlü belaya bulaşmış, keş denilen, süprüntü denilen hatta neredeyse ölmesini istedikleri kişiydi. Buna rağmen harika vücudu kasabanın tüm kadınlarını etkiliyor ve o da bundan faydalanıyordu! Grace kasabaya aldatılan kadın olarak geri döndüğünde tek korkusu kasabanın kendisini yargılayacak olmasıydı. İnsanlar ne düşünecekti Ne diyeceklerdi ve hepsinden kötüsü annesi ne tepki verecekti? Ah, hadi ama Grace bu kadar iyi yürekli nazik bir kadın olamazsın, gözünün içine baka baka seni sömürmelerine nasıl bu kadar izin verdin hiç anlamıyorum. Tabi kasabanın yüz karası, canavarının senin nefes almanı sağlayan tek kişi olması! İşte bu beklenmeyen bir şeydi. Çünkü Jackson da çok zor bir karakterdi… Sayıp söveceğim çok karakter var bu kitapta! Kasabanın bol dedikoducu kaynıyor olması, herkesin bu kadar samimiyetsiz olması, Grace2in annesi hatta papaz olan babasına bile sinirliyim.. En çok da Finn’in yüzsüzlüğüne! Okumayanlar için biraz fazla
Yüz KarasıBrittainy C. Cherry · Martı Yayınları · 20243,340 okunma
Bu öyküler yeniden okunmayı hak ediyor
Puan vermedi·111 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2024 12:35
İçinde birbirinden güzel on iki öykünün yer aldığı bir kitap okudum. Öykülerdeki anlatım yalın ve etkileyici; seçilen mekânlar ve karakterler gerçekçi. Bu öykülerde kimler mi var: yaşamak telaşındaki insanlar, fark edilmek isteyip de seslerini bir türlü duyuramayan çocuklar, her daim yorgun anneler, gerçeğe karışan rüyalar, kaçtığı kalabalıkları bir süre sonra özleyenler, kendine bile yabancı olanlar, hayvanları candan öte can sayanlar… *Bundan sonraki yorumlar öykülerin konusuyla ilgili ipucu verebilir. Mercan’ın annesizliğine, üç kocakarının elinde kalmasına, büyülü bebeklerin kalbi olacağına taşlığa süprüntü olsun diye tutam tutam yolduğu saçlarına acıdım. 92-93 sezonunda fırtına gibi esen GS’nin takım posterine sahip olmak isteyen on bir yaşındaki bir kızın coşkulu sevinciyle ilkin havalara uçtum. Aynı gün resim olan odaya melek girmez düşüncesiyle posteri yırtan anneanneye deli oldum. Hudutsuzca, minnetle sevdiği köpeği Rambo’nun öldürülmesi üzerine Fırat’ın ahının ince bir duman hâlinde süzülüp göğü bulmasıyla üzüldüm. Çetin Öner’in Gülibik’i düştü ansızın aklıma. Göklerin ve yerin sakladığı ah’a onunkini de ekledim. Yatalak annesine mahallenin anılarda kaldığını, şehrin tarumar olduğunu bir türlü fısıldayamayan Figen’le kızılcık şerbetinin tadına baktım. Kim kimi oyaladı, masallarla kandırdı bilemedim, gözüm açık gördüğüm rüyalarıma sarıldım umutla. Yedi yaşında devşirme olarak alınıp ailesinden koparılan Macar Karsa Bogdani’yle birlikte memleket ve anne hasreti çekip cüzzamdan kurtulmak için Tanrı’yla pazarlık ettim. Mahalledeki oyunu ezan sesiyle yarıda bırakıp eve dönen Hasret’in kirli elleriyle yediği otlu gözlemenin kokusu geldi burnuma. O koku Hasret’in babasının ormanda yanan bedeninden gelen kokuyla karıştı, genzimi yaktı. Kuş kadar Selim’in
Benim Rüyalarım Hep ÇıkarEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2023624 okunma