Hasan

Hasan
@suregeldim
Bir ağacın sabrını öğrenmeye çalışıyorum.
Yüksek Mühendis
1381 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·176 syf.··
2026 16. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 16:50
Bu kitabı okurken bende kalan en net his şu oldu: George Orwell gerçekten hiçbir şeyi büyütmeden, olduğu gibi yazmış. Savaş var ama öyle destansı bir anlatım yok, daha çok insanların günlük hâli var. Kim ne bulup yiyor, nasıl yaşıyor, gazetelerde neler dönüyor… Bunları okuyunca olayın gerçek tarafı daha çok çarpıyor. O yüzden kitap bana samimi geldi. Ama şunu da söyleyeyim, her kısmı aynı derecede sürükleyici değil. Sonuçta günlük olduğu için bazı yerlerde tempo düşüyor. Yine de 1984 ve Hayvan Çiftliği’ni bilen biri olarak, buradaki gözlemlerle o kitaplar arasında bağ kurmak hoşuma gitti. Genel olarak ben bu kitabı, çok iyi ya da çok kötü diye ayırabileceğim bir yere koymadım. Daha çok, yazarın nasıl düşündüğünü ve o dönemi nasıl gördüğünü anlamak için okunabilecek bir kitap gibi geldi bana. Büyük beklentiyle değil de merakla okunursa daha çok şey veriyor.
Savaş GünlükleriGeorge Orwell · Can Yayınları · 2022413 okunma
Reklam
Bazen Sadece Sade Şeyler İyi Gelir
Puan vermedi·80 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 22:15
Edebiyatın o kendine has dünyasında dolaşırken bazen insan gerçekten nefes almak istiyor. Hani böyle kalın kalın romanlardan biraz uzaklaşıp daha hafif, daha içten şeyler okumak… Yağmurlu bir akşamüstü, elinde kahveyle cam kenarına geçip, kelimelerin seni yormadan içine aktığı o hissi arıyorsun. İbrahim Tenekeci gibi yazarlar tam da böyle anlarda iyi geliyor bana. Çok süslü cümlelere girmeden, hayatın içinden şeyleri sade bir şekilde anlatıyorlar. Şiir gibi ama aynı zamanda sohbet ediyormuşsun gibi… O yüzden bazen klasiklerin o ağır havasından çıkıp böyle sakin metinlere uğramak iyi geliyor; insanı yormadan, usulca toparlıyor.
Edebiyat
Sözü Yormadanİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 2020958 okunma
Aşk Değil Nefretin Trajedisi
Puan vermedi·133 syf.··
2026 13. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 00:50
Romeo ve Juliet aslında çoğu kişinin düşündüğü gibi sadece romantik bir aşk hikâyesi değil. Okurken şunu fark ediyorsun. Bu hikâyede asıl ağır basan şey aşk değil, insanların bitmek bilmeyen inadı ve nefreti. İki genç birbirini seviyor ama onların önüne koca bir dünyanın kuralları, ailelerin egosu ve anlamsız kavgalar çıkıyor. William Shakespeare burada adeta bize şunu fısıldar. Geçmişten taşınan kavgaların bedelini her zaman masum olanlar öder. Romeo ve Juliet, kendi hayatlarına dair neredeyse hiçbir söz hakkına sahip değildir. İçinde bulundukları dünyada, tek gerçek özgürlüklerini birbirlerine kavuşamadıkları noktada, birlikte ölmeyi seçerek bulurlar. Bu yüzden onların hikâyesi yalnızca kavuşamayan iki aşığın dramı değildir. Aynı zamanda aceleciliğin, iletişimsizliğin ve kibrin insan hayatını nasıl geri dönülmez bir sona sürüklediğinin güçlü bir göstergesidir. Yaşanan her olay, aslında engellenebilecek bir yanlış anlaşılmanın, söylenmemiş sözlerin ve ertelenmiş yüzleşmelerin sonucudur. Hikâyenin sonunda iki düşman aile barışır, şehirde sükûnet sağlanır. Ama bu huzur, en taze hayatların toprağa verilmesiyle kazanılmış, geç kalmış ve buruk bir huzurdur. Okur olarak içimizi asıl sızlatan da budur. Yaşanamamış bir aşk değil, o aşkın yaşanmasına izin vermeyen bir dünyanın varlığı. Ama tüm bunların sonunda değişmeyen bir gerçek var. Bu hikâyede kaybeden sadece iki genç değil, onları bu sona sürükleyen o inatçı ve sevgisiz dünya.
Edebiyat
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,7bin okunma
Küçük Kalbin Büyük Dünyası
Puan vermedi·184 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 13:07
Şeker Portakalı’nı okurken, küçük bir çocuğun gözünden hayatın hem masum hem de acı dolu yönlerini hissediyorsunuz. Zeze, dünya tatlısı, zeki ve yaramaz bir çocuk; hayal dünyası öylesine geniş ki dertlerini bahçesindeki küçük şeker portakalı fidanına anlatıyor ve teselli buluyor. Hayatı yoksulluk ve şiddetle geçse de, PORTUGA dediği koca yürekli adamla tanışınca gerçek sevgiyi, dostluğu ve sahiplenilmeyi öğreniyor. Ama Portuga’nın gidişiyle Zeze’nin o çocuksu masumiyeti bir anda yerini ağır bir büyüme sancısına bırakıyor; insanın kalbine dokunan, (meğer büyümek acıyı keşfetmekmiş) dedirten bir an. Zeze’nin yaramazlıkları, aslında yaşadığı ortamın bir yansıması gibi. Okulda uyumlu ve zeki bir çocukken, evde şiddet gördüğü için başka birine dönüşmesi düşündürücü. Fidanıyla kurduğu bağsa kitabın en özel yanlarından biri; konuşacak kimse bulamayan bir çocuğun kendi dünyasını kurması gibi… Kitap çok popüler, neredeyse herkes biliyor ama bana yer yer Oliver Twist’i hatırlattı, küçük bir çocuğun acımasız bir dünyada ayakta kalma mücadelesi gibi. Benzer bir his verdi. Bittiğinde akılda kalan şey olaylardan çok hisler oluyor. Zeze, hepimizin içinde bir yerde kalan çocuk gibi; sevgiye aç, kırılgan ama bir o kadar da güçlü. Ve en önemlisi, bu küçük çocuğun öyküsü, hayatın acı ve tatlı yanlarını aynı anda hissettiriyor, insana dayanmayı ve gülümseyerek devam etmeyi öğretiyor.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2023275bin okunma
Bu Bir Aşk Romanı Değildir!
Puan vermedi·544 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 21:45
Sonu gerçekten berbat. Bir insan kendisini aldatan birine nasıl tekrar şans verebilir? Feride’yi tanıyorsun; güçlü bir kadın ve bunu sadece davranışlarından değil, yaşadığı zorluklara rağmen ayakta kalabilmesinden, hatalarına rağmen yoluna devam etmesinden hissediyorsun. Bazen gururlu, bazen kırılgan; kendi doğrularıyla da çatışabiliyor. İşte tam da bu onu gerçek ve unutulmaz kılıyor. Hikayesi sadece bir aşk değil. Anadolu’yu dolaşıp öğretmenlik yaparken karşılaştığı zorluklar, tacizler ve haksız suçlamalar dönemin kadına bakışını ve toplumsal yapısını gösteriyor. Okurken çoğu zaman üzüntü ve hayal kırıklığı hissediyorsun, zaman zaman da hayran kalıyorsun. Feride’nin dimdik durma çabası, azmi ve hayata tutunuşu etkileyici; yaşadıkları insanın ne kadar dayanabileceğini düşündürüyor. Ama kitabın sonunda Kâmran’la yeniden bir araya gelmeleri… inandırıcı gelmedi bana. Feride’nin yaşadıkları ve verdiği mücadele, bu finalle gölgelenmiş gibi duruyor. Yine de tüm bunlara rağmen Feride hâlâ dimdik, ilham verici ve unutulmaz bir karakter olarak akılda kalıyor. Siz böyle bir durumda birisine ikinci şansı verir miydiniz?
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Reklam