Bizin ilk baştan yanılmamız şuradan oldu: Biz yurdun kalkınmasını, halkın aydınlanmasını, tek tek kişilerin özel çabalarıyla olabilir sanıyoruz. Büyük şehirlerde okuyup öğrenip bu kasabalara geleceğiz de aklımızca burada olumlu işler göreceğiz. Ooh, nasıl aldanmışız, nasıl kandırmışlar bizi...
"Halk bilir, halk sezer..." sözünde, dikkat et, halkı bir küçümseme, bir hiçe sayma, sevmeme var. Yalan, bir büyük yalan içinde uyuşmuşuz. Halk hiçbir şey bilmiyor, hiçbir şey sezmiyor. Bilse, sezse bunca yüzyıllardan beri aldatılır, kandırılır mıydı? Nasıl bir uyuşturucu yalan bu? Gerçekten bu halkın bilip öğrenmesini istememişiz. İsteseydik, önce halkımızı bütün acı gerçekleriyle tanır, ondan sonra ne yapmamız gerektiğini düşünürdük. Kendi halkımızı olduğundan üstün saymak neden? Tanrı, okuryazar bile olmayan insanlara iltimas mı yapmış?