Soluk bir cübbe taşırım, seçik bir maiyet,
aşırı tutkudan, külrengi düşlerden,
metal bir rüzgar yalnız yaşayan,
ölümlü bir hizmetçi, açlığı giyinmiş,
ve ağaçtan inen serinlikte, özünde güneşin,
göksel sağlığını çiçeklere aşılayan,
ulaştığı zaman haz altınsı tenime,
sen, kaplan ayaklı, mercan hayalet,
sen gömüt töreni olayı, ateş toplantısı,
varkaldığım ülkeyi gözetleyen sen,
aycıl kargılarınla, hafiften titreyen.
Bizin ilk baştan yanılmamız şuradan oldu: Biz yurdun kalkınmasını, halkın aydınlanmasını, tek tek kişilerin özel çabalarıyla olabilir sanıyoruz. Büyük şehirlerde okuyup öğrenip bu kasabalara geleceğiz de aklımızca burada olumlu işler göreceğiz. Ooh, nasıl aldanmışız, nasıl kandırmışlar bizi...