Kelami Bir İtiraz ve Cevabı
Şayet şöyle denilirse: Kulun fiili işleyebilmesi için gerekli olan kudret, irade, şuur ve organlar (aletler) tamamen Allah Teâlâ’nın yaratmasıyla var olmaktadır. Fiil ise ancak bu unsurların tamamının (mecmuunun) bir araya gelmesiyle hasıl olur. Bu bütünlük sabit olunca fiil zorunlu olarak meydana gelir, sabit olmadığında ise meydana gelmez. Durum böyleyken, fiilin kula nispet edilmesi (isnadı) nasıl doğru olabilir?
Cevap olarak derim ki: Şüphe yok ki irade ve kudretin aslı Allah Teâlâ’nın yaratmasıyladır.
Ancak bu irade ve kudretin, fiili işlemek veya terk etmek şeklindeki iki yönden birine bağlanması (taalluku), kulun hareket ve sükunetiyle birlikte bizzat kuldan sadır olur. İşte bu (seçim ve yönelim) sebebiyledir ki fiilin kula nispet edilmesi sahih ve doğru olmuştur.
اَلْمَجْمُوعَةُ السَّنِيَّةُ عَلَى شَرْحِ الْعَقَائِدِ النَّسَفِيَّةِ