Yazarlar sıradan sandığımız insanları evirip çevirirler, başka bir gözle bakarak onlardan yeni insanlar yaratırlar. Bu yeni gözle biçimlenmiş insanlar, artık bizim için sıradan değillerdir, birer kahramandırlar. Gerçek hayatta da gizli bir elin onları alıp yeniden biçimlemesini isteriz. Bir el, deriz, bizi de biçimlese, biz de kendi hayatımızın kahramanı olsak. O el kendi elimizdir oysa.
Hiç farkına varmadan babası olmuştu. Kalbini karısına açmayan, evinin dışındaki hayatı evinin içindekinden daha önemli bulan, evdeki yürek sızılarını anlamayan, anlasa da umursamayan, çehresi daima asık, sesi daima gür ve azarlamaya hazır babası.
Ne var ki gerekçelendirmenin suçluluk duygusu üstünde hiçbir nüfuzu yok. Başkalarına yönetilmiş hiçbir öfke ya da hiddet bastıramıyor onu. Çünkü suçluluk asla onlarla ilgili bir şey değil. Suçluluk kişinin kendi sefilliğinin korkusu. Başkalarıyla ilgisi yok.
Stres altında olduğunuzu düşünmektense, tembel olduğunuzu düşünmek neden daha iyidir, bilemiyorum. Sadece daha iyi olduğunu biliyorum. Daha iyiden öte, hayati olduğunu.