Sevda K.

Sevda K.
@svd_krsln
31 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Gün bir babanın evinden cıkmasıyla evine don- mesi arasında geçen zamandır. Ve bir gün eve dönmez baba. Gün dönmez.
Sayfa 38
Duygu ve Düşünce
Reklam
Adalet düsüncesine değil, adalet hissine ihtiyaç var! Hissiz adalet! As1l sefalet bu! Düsünceyle duygu olmayınca terazinin iki kefesi. Zayifla güçlü tartılmıyor aynı ölçüyle. Bu yüzden yalnız adalet da-ğıtanların değil, adaleti arayanların gözlerine de katarakt iniyor. Ne diyordu Bernard Shaw, "Kaptan Brass- bound'un Dönüsümü" adlı eserinde: "Olayn bir yanı nı anlatmakla yetinmesi, onun avukatlık eğitimi görmesinden ileri gelivor. Yoksa, doğustan valancı oldugunu sanmayın."'
Sayfa 20
Duygu ve Düşünce
Batı'nın fikir mahsullerini şüphesiz ve tenkitsiz, saf bir itaatle alan dimağlar, bu fikirleri getirmekle ilim yaptikları zannet, tiler Tercüme ile taklitten ibaret münevver faaliyeti, hakikat askını doğuramazdı. Ilmin dayandığı prensiplerden şüphe tenkit ve hakikat askanı harekete geçiren kuvvetin yokluğu dimağlanımızı Batı'ya esir etti. Mektepte öğretim, hakikf aras, tırma yollarını bulduracak yerde, Bati'nın fikir pazarıdar aldıklarımızı genc dimačlara nakletmekten, ezberletmekten ibaret bir çahısma oldu. İlim zihniyetini zincirleyen esaret kili- di şekil değiştirdi. Medreseden kalan paslı kilit, Batı pazarn- dan getirilen yaldızlı kilit oldu. Batrni fikir metar üzerinde ne metodlu şüphe, ne tenkit, ne de fikir mahsullerinin kendi topraklarnda sahip oldukları hakikat askı hayata kavuşma- dan mektep açıldı ve mektep öğretimi. bu fikirlerin körpe zekâlara zorla tıkılmasından ibaret yükleme ve yük tasmma gibi bir hâdise olarak anlaşildı.
Sayfa 94
Muallim sadece bir memur değildir; belki genc ruhlar1 ken- dilerine mahsus mânadan bir örs üzerinde dőverek isleyen bìr demircidir, kendisine verilen vazifeyi gözlerini kapayarak yapan, program müfredatını sene sonuna kadar bitirmeye muvaffak olan, hatta yalnız dersini hakkile kavrayan talebc yetistirebilen muallim vazifesinin en mühim kasmını basa- rabilmiş sayılmaz, Biz on, onbeş yillik butun çocukluk ve gençlik devresinde ruhlarının teşkilini kendilerine emanet ettiğimiz muallimden sade bu işleri beklemiyoruz, lk tahsil çağlarından başlayarak, bilhassa edebiyat, felsefe, tarih gibi kültür derslerinin, dünya hayatında rol yapmaya namzet olan genci kâinat, karşısında kendine mahsus- görüşlere sahíp, bizzat kendisi için hayat kaideleri yaratabilen bir bütün insan olarak yetiştirmesi lazmdır.
Sayfa 69
Millet ruhu ile bağları kopartılan bugünkü okul, millete insan yetistirmek icin değil, fabrikaya usta yetis- tirmek-için çalışıyor, Ruhsuz, idealsiz, inançsız bir öğretim geneliğe karakter yerine hüner verecek ve insanı elbette aşağı canlıların hizasına indirecektir. Insanlığın gidişinde bu eşsiz gerileyis, inkılâp adı ile adlandrilsa bile nesilleri bir cehenneme hayatına doğru götürmektedir
Sayfa 45
İnsan ve Toplum