Kolombiya'nın Choco bölgesindeki yaşlı bilgelere göre, Adem ve Havva siyahtı. Kabil kardeşi Habil'i bir sopa darbesiyle öldürünce Tanrı'nın öfkesi gümbürledi. Tanrı'nın öfkesi karşısında katil korkudan ve suçu yüzünden soldu, o kadar soldu ki ömrünün sonuna kadar beyaz kaldı. Biz beyazlar, hepimiz Kabil'in çocuklarıyız.
Hayal-i bi-kararında geçip bir sussuz badiyeyi bekler zumumu intizarla
Adalar sahilinde serian Şadiye'yi.
Ve der ki : "nerede o mis kokulu leylaklar?"
der ki : "sararıp solmak üzre yapraklar,"
der ki : "bana mesken olunca topraklar,
beni şad et Şadiye başın için..."
Bir yabancı kent gibi
mutluluk saçan bir kadın,
gitmek ve kalmak arasında
susmak ve konuşmak arasında,
Beklenmedik bir kadın gibi
mutluluk saçabilen bir kent
susmak ve konuşmak arasında
gitmek ve kalmak arasında.
Yalınayak yürüyor genç kanım
bir pıtrak tarlasında,
tarih ve coğrafya arasında
görmek ve unutmak arasında.
...
Hayatını kuyu diplerinde arayan ben fukara,
artık işsiz tanrılar bile yardım edemez bana.
Öyle bir yerdeyim ki kendime kavuşmak için
ne kent var, ne deniz var, ne de bir ben!