Seyfullah

İslam medeniyetinin dünyaya söyleyeceği bir söz var. Onu siyasal otorite söylüyor. Ama topluma baktığınız zaman o siyasal otoriteyi destekleyecek tutarlılık henüz oluşmadı, ortaya çıkmadı. Ben şöyle bakıyorum: Bir çocuk hayata başladı. Dünya nimetlerini gördü çok hoşuna gitti. Şimdi onlarla biraz muhabbet ediyor, onlara bir alaka duyuyor. İnşallah tez vakitte toparlarız. Bu hususta benim insanlara söylediğim şudur: Biraz müstağni kalın, istiğna sahibi olun dünya nimetlerine karşı. Nefsi çok fazla doyurmayın ki size ilim ve hikmet kapısı açılsın. İnsanlara ilim ve hikmetle yaklaşmalıyız çünkü insanların ihtiyaçları var ilimle hikmete. Bu ilim hem zahir, doğa ilmidir hem de bâtın ilmidir. Ona bir de hikmet eklediğiniz zaman çok güzel bir hayatın resmi ortaya çıkar.
Sayfa 206
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Modernitenin bize verdiği imkânları değerlendireceğiz. Seçerek alacağız ve tabii ki maddeye sahip olacağız. Ama kendi nefsimiz için değil. Kullanacağız maddeyi, caydırıcı olmak ve hizmet etmek için. Kime? Önce ümmete, sonra herkese. Bizim ve bütün insanlığın merhamete ve hizmete ihtiyacı var. Hiçbir karşılık beklemeden. Gönülden gelen bir selam ve bir ihtiyacı gidermek. Size eğer ilahi lütuf, ilahi ihsan üzerinde bir tecelli olmazsa o se-lamı veremezsiniz. Hizmeti yapamazsınız.
Sayfa 204
Alıntı
Eğer sadece televizyonlara mahkûm olsaydık biz Gazze'de başka bir dünya görürdük. Çiçekler, böcekler, modern bir Gazze vs. gösterirlerdi bize. Oradaki faciayı bilmezdik, görmezdik. Şimdi görüntüyü kontrol edemiyorlar. İletişim kontrolden çıktı. Minicik bir cep telefonu bütün hadiseyi size gösteriyor. İşte sosyal medya üzerinden, şu üzerinden, bu üzerinden. Bu da bir tecelliyattır. Gözü olana, aklı olana, vicdanı olana, kalbi olana bir ipucu veriyor; bu tecelliyat. Ne yapacağız? Bir defa önce kendimize bir çekidüzen vereceğiz. İkincisi de ne kadar yapabiliyorsak o kadar aksiyon alacağız. Ama bu devamlı olacak. Yaptım bitti değil. Beş vakit namaz gibi. Yaptım bitti yok. Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et. Bu da bir ibadet. Nevafilden mi? Evet, nevafilden. Belki de nevafilden bile değil yani farz-ı kifaye de olabilir bilemem orasını. Böyle benim gör-düğüm manzara
Sayfa 202
Alıntı
İslam medeniyetinin insanı ilahi iradeye teslim ol-muş ve bunu bilen insandır. O ilahi iradenin gösterdiği istikamet-te eylem yapan insandır. Bu insan dünyadan kendisine yetecek kadar alır. Yetecek kadarı da minimize etmeye çalışır. Sonra bu iradesini, bu iktidarını, bu birikimini bütün insanlara hizmet için kullanır. Dünya bunu tanıdı, bunu gördü ve ondan sonra da tabii ki şehrini kurar, kendi otoritesini, ihtişamını gösterir. Nedir o? diye sorarsanız Osmanlı toplumunda, İslam toplumunda o cami-dir, medresedir, hanikahtır. Bey sarayı bunların arkasında ve göl-gesinde kalır. Bey sarayını yapmaz, göstermez ta ki Dolmabahçe Sarayı'na kadar
Alıntı
Değerlerle bakacaksın hayata, insanı var eden değerdir. Her medeniyet kendi değerlerine göre hakkı ve batılı tanımlamıştır. Böyle baktığın zaman kapitalist, faiz almazsa batıl iş yapmış olur. Onun için faiz almayanı yakalarlar, mahkemeye verirler, hapse atarlar. Zaten bizim bilgilerimiz hep izafidir. Her pozitifin negatifiyle varız biz bu dünyada.
Sayfa 172
Alıntı