Seyfullah

Seyfullah
1994
79 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Umûrun Hakk’a tefvîz et harîs-i intikam olma Cenâb-ı Hakîm-i Mutlak ne işlerse adâletdir
Din
Aralarında hükmetmek için Allah'a ve Peygamberine dâvet olundukları zaman mü'minlerin sözü ancak, «İşittik ve itaat ettik» demeleridir ve işte felâha ermiş olanlar da onlardan ibarettir. Nur 51
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre bir bedevi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek, “Ey Allah’ın Rasûlü! Bir adam ganimet elde etmek, diğeri şöhret, öbürü de insanlara cesaretini göstermek için savaşıyor. Bunların hangisi Allah yolundadır?” dedi. Rasûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “Kim, Allah’ın kelimesi (İslâmiyet) daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır.”
Ameller niyetlere göredir hadisi geldi aklıma
Eğer biz bu din kıyamete kadar baki kalacak ilahi beyanına itibar ediyorsak, buna inanıyorsak o zaman yapacağımız şey şu: Özü rencide etmeden. özü hafife almadan, özü tağyir etmeden yeni bir biçimler bütünü ortaya koymak. Nerede? Hayatımızın her safhasında çünkü Sanayi Devrimi'yle birçok şey değişti dünyada. Hele iletişim devrimiyle yeni bir safha açıldı. Yine bir Müslüman olarak söylüyorum, İslami söylem içinde söylüyorum. Sanayi Devrimi, iletişim devrimi "ol" emriyle olmuştur. Olma derse yapılamazdı. O'nun yarattığı insanlar bu işleri yaptılar, O'nun verdiği akılla yaptılar, O'nun tanıdığı imkânlarla yaptılar. Akıl vardır, zekâ vardır, duygu vardır ama imkân yoktur. Adam çıkıp üretemez, yapamaz, edemez. Neticede yapmamız gereken, geleneğin yeni formlarını ortaya koymak ama yeniyi ortaya koyacağız derken özden zerre kadar inhiraf etmemek. Inhiraf etsek ne olur? Kimliğimiz rencide olur, kimliğimiz bozulur.
Sayfa 88
Din
Özden kasıt Kitabullah ve Sünneti Seniyye
Biz bugün Sanayi Devrimi'nden sonra İslam medeniyetinin özüne matuf, oradan kaynaklanan ve özü hiç incitmeden ortaya koyabileceğimiz yeni gelenekleri oluşturamadık. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Bunu yapabilsek biz de diyeceğiz "Evet bu modernist, postmodernist, küreselci dünyada kendi geleneklerimizle yaşayabiliyoruz, yaşayabiliriz." Bu biraz zor bir hadise ama yapmak zorundayız.
Sayfa 87
Din
Özden kasıt Kitabullah ve Sünneti Seniyye
“Bilmiş ol ki; câh ve mal dünyanın iki direğidir. Malın mânâsı, kendilerinden istifâde edilen maddelere sâhip olmak. Câhın mânası ise gönülleri hürmetle kendisine rabtedip itâat ettirmektir. Zengin demek bütün arzu, istek ve maksatlarını yerine getirebilmek için altın ve gümüşe sâhip olan kimse demek olduğu gibi, câh (mevki ve mansıb) demek de, insanları, maksat ve arzularına hizmet ettirmek için, onların gönüllerine mâlik olmak demektir. Servet, çeşitli zirâat ve sanatla elde edildiği gibi, gönüller de çeşitli muâmelelerle teshîr edilir. Gönüller, muhtelif ilim ve îtikadlarla insanlara bağlanır. Bir gönül bir adamda bir kemâl vasfı bulunduğuna inandığı takdirde, ona ister istemez bağlanır.”
Din
“Demek oluyor ki; câh demek, insanların gönüllerinde mevkî sâhibi olmak demektir. Yâni insanların onda bir kemâl bulduğuna inanmalarını temîn etmektir.”