Şimdi, geçtiğimiz günlerde birisiyle konuşuyorum. Dedi ki bana, "Ben hayatım boyunca görülmedim, duyulmadım, işitilmedim, arkada kaldım. Kimse benim varlığımdan dolayı bana teşekkür etmedi. Bu hayatı çok acı ve yaşanmamış bir hayat olarak kabul ediyorum." Ben de ona dedim ki, "Niye yarışıyorsun? Kimle yarışıyorsun? Sen hayatın boyunca kimseye kötülük etmemiş, kötülük düşünmemiş, kendi köşesinde kendi mütevazı hayatı içinde yaşamış bir insansın. Daha görünür olmak, daha alkışlanır olmak, herkesin senin önünde temenni etmesi, senin hayatını daha değerli kılmaz." Yarışma, çekil yarıştan çünkü ancak yarışanlar mağlup hisseder
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Siz aklı ve duyguyu geliştirmezseniz bütün varlığı içgüdü kaplıyor. Hırs yine vardır, olması da lâzım ama ona az yer kalır ve o haddini bilmek durumunda olur.
SÖ: Evet, şimdi birkaç şey söylemek isterim burada. Çok güzel bir noktaya temas ettiniz. Bu içgüdüsel bir yaklaşım. İnsan var olmayı öteki üzerinden bir maddi gücüyle hakimiyet kurarak ortaya çı-karmak istiyor. Halbuki insanda akıl ve duygu var. İnsan aklını geliştirdiği zaman kendi varlığının şuuruna varıyor. Duygusunu geliştirdiği zaman daha bir üst kademeye çıkıyor. Duygu aklın da üstünde, hayatı renklendiriyor
Dün Gece Yar Hanesinde
Meşhur bu pahalı okullardan birisinde lise öğrencisi öğretmenine marka bir ayakkabı alıyor. Öğretmenim sizin hiç marka giydiğinizi görmedim, buna sevineceğinizi düşündüm, diyor. Çünkü kendileri marka giyiyorlar. Sahip olmakla kendilerini ayrıcalıklı zannedi-yorlar. Halbuki olma yönünde geç kalmışlar.
SÖ: Hem nasıl, hem nasıl.
KS: Ruhen tekâmül edememişler.
SÖ: Kesinlikle.
KS: Çocuksu işaretlerle şuraya bir markanın işaretini taktığı zaman kendini öne çıkmış ve seçilmiş hissediyor. Halbuki seçilmiş-lik ruhun soyluluğundadır.
Meşhur bu pahalı okullardan birisinde lise öğrencisi öğretmenine marka bir ayakkabı alıyor. Öğretmenim sizin hiç marka giydiğinizi görmedim, buna sevineceğinizi düşündüm, diyor. Çünkü kendileri marka giyiyorlar. Sahip olmakla kendilerini ayrıcalıklı zannedi-yorlar. Halbuki olma yönünde geç kalmışlar.
SÖ: Hem nasıl, hem nasıl.
KS: Ruhen tekâmül edememişler.
SÖ: Kesinlikle.
KS: Çocuksu işaretlerle şuraya bir markanın işaretini taktığı zaman kendini öne çıkmış ve seçilmiş hissediyor. Halbuki seçilmiş-lik ruhun soyluluğundadır.
Sadece satın al diyor, küresel modernitenin tüketmeye vakti yoktur. Satın alacaksınız, bir daha satın alacaksınız, bir daha alacaksınız. Bunu da ben söylemiyorum. Zygmunt Bauman söylüyor. Adam kitabını yazmış Globalization diye. Orada net olarak ifa-de ediyor bunları.