Seyfullah

Müstağni olmak
İnsan yavaş yavaş bedel öder. Birdenbire ağır bedele giremeyiz. Mesela bunun çok tipik pratik örneği var, boykot. Dediler ki, "Kahve içmeyerek mi sen bu işi bitireceksin?" Küçümsemeye başladılar. Demek ki etkili oluyor. MD: Tabii. SÕ: Sonra işte filan yemeği yemeyerek mi? Zincir var ya yemek zinciri boykot edeceksin. Ha demek ki etkili oluyor. Ben diyorum ki, ben boykot etmiyorum ki. Benim boykotla ne alåkam var? Boykot, bir problemi çözmek için nefsimin isteğine sınır çekmektir. Ben müstağniyim. Senin kahvenden de bisküvinden de çikolatandan da müstağniyim. Beni alâkadar etmiyor. O ayrı bir dünyanın işi. Bunu yapabilirsek aynı zamanda değerler de değişir. Boykotta değer değişmez. Aynı çerçevede düşünüyorsunuz çünkü siz de. Ama müstağni kalırsam ben senin çizdiğin dünyanın dışındayım. Senin dünyanın bana getirdiği, sunduğu şeyler beni hiç alâkadar etmiyor. Peki beni ne alakadar ediyor? "Kendi dünyamın çizdiği çerçeve, kendi dünyamın küresi, kendi dünyamın oluşturduğu nimetler, hazlar ve mutluluklar beni alâkadar ediyor." diyebilirsek eğer, o zaman reel bir karşı koyma olur ve bunun da karşılığını burada İslami konuşacağım- Cenâb-ı Rab-b'ül Alemin kısa zamanda ihsan u inâyet eder
Sayfa 118
Hayata Dair
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah'tan gereği gibi korkanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun! O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar, bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever. Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler. Al-i İmran 133-135
Din
Bix mademki hayâdan bahsediyoruz, diyoruz ki o zaman bir kö-tülüğe karşı kendimizi savunacağız, çünkü kötülüğe karşı meyil bir potansiyel. O potansiyeli biz hayâ ile engellemeye çalışıyoruz, önünü kesiyoruz. Bir basınç oluşuyor varlığımızın üzerinde ama şöyle güzel tarafı da var, ben böyle yapmak suretiyle umarım ki Allah'ın hoşnutluğunu kazanmışımdır. Peygamberin şefaatine nail olabilirim.
Din
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. –Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki– Takvâ buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka müslümana haramdır.” Müslim, Birr 32. Ayrıca bk. Buhârî, Edeb 57; Ebû Dâvûd, Edeb 47; Tirmizî, Birr 24; İbni Mâce, Duâ 5 (Müslim rivayeti dışındakiler, Enes İbni Mâlik’ten gelmiştir)
Din
Mekke-i Mükerreme'de veya Medine-i Münevvere'de bir hadisi şerif zuhur ediyor. İlim Çin'de olsa alınız.Çin oralara çok uzak hele o dönemlerde. Sonra anladım ki bu sadece coğrafi uzaklık değil. Zihnî ve kalbî uzaklık da mühim. Oradan da alabilirsiniz siz ilmi, düşünceyi. Örneğin Antik Yunan'dan da, Roma'dan da alabilirsiniz fakat eleyeceksiniz, bakacaksınız. Hangisi sizin itiká-dınıza, hayat biçiminize uyuyorsa onunla bir yapı kuracaksınız çünkü öteki de öyle yapıyor. Neticede hepsi bunların birer lütuf
Alıntı