“Bir kimse dünyada en büyük bir melikin rızâsını kazanacak bir çalışma yapsa da bununla halk arasında bayağı bir meslek kabul edilen çöpçünün rızâsını almak istese; bu, onun akılsız, âdî görüşlü ve nasibsiz olduğuna delâlet eder. Ve: «Melikin gönlünü kazanman mümkün iken şu süpürgeciyi memnun etmeğe senin ne ihtiyâcın var?» denilir. Melikin sana öfkelenmesinden dolayı süpürgeci de sana kızacak olsa ve her ikisini de kaçırmış olsan (o zaman hâlin) nasıl olur?
İşte bu adamın hâli (ameli ile) riya yapanın hâline benzer. Âlemlerin rabbi ve hepsine kâfî olan Allah’ın rızâsını kazanmak mümkün iken, perişan, zayıf ve hakîr bir mahlûkun rızâsını kazanmağa ne ihtiyaç vardır?”
“Himmetler zayıfladığı ve basiretler köreldiği için muhakkak bir mahlûkun rızâsını kazanmak istiyorsan, sana yaraşan yol, bütün irade ve çalışmanla Allah’a yönelmendir. Muhakkak kalb ve alınlar onun kudretindedir. O, kalbleri sana yöneltir, gönülleri sana çevirir ve senin sevginle doldurur. Böylece kendi çalışman ve arzunla nail olamıyacağın şeylere erişmiş olursun.
Eğer bunu yapmaz ve amelinle Allah Teâlâ’nın değil de mahlûkların rızâsını kazanmak istersen, Allah (c.c.) onların kalblerini senden uzaklaştırır, insanları senden nefret ettirir ve halkı sana karşı öfkelendirir. Böylece hem Allah’ın gazabını hem de insanların öfkesini üzerine çekmiş olursun.”