İnsan, geçmişin tozlu sayfalarını şöyle bir karıştırsa bunu rahatlıkla görebilir; kim olduğunu bir kenara bıraksa ortadaki apaçık gerçekle karşı karşıya gelir. Çözse gözlerindeki bağı, bıraksa körebe oyununu, gerçek ellerinin arasından kayıp gitmez, onu sımsıkı yakalar. Ne var ki oyun oynamak daha kolay; oyunlarla oyalanırken akıp gider zaman. Oysa gerçek dur der; insana da, zamana da. Zaman söz dinlemez, insan ise en çok durmaktan korkar şu hayatta.
Bu sebeple en güçlü basiret, en derin feraset, en büyük saadet ölmeden önce ölebilmek, ölürken değil yaşarken görebilmek, ölümle Allah'a dönmeden önce hayattayken O'na dönebilmek, O'nu bilebilmek, O'nu bulabilmektir.
Harika ! Tarık Tufan’ın kalemini özlemişim.
Uzun zamandır süregelen okuyamama problemim, bu kitabı almamla son buldu. Kayboldum hikayenin içinde. O kadar çok altı çizili cümle var ki.
Kalemine sağlık.