Zeynep

Zeynep
@szeynep
Reklam
Tıpkı Adam Smith gibi, Keynes de sevginin kıt olduğunu düşünü­ yordu. Bireysel çıkar, ekonomi treninin lokomotifiydi. Ve trenin yürü­mesine ihtiyacımız vardı. Şu yoksulluğa bakın yeter. Maddi ihtiyaçların üstesinden gelmek önceliğimiz olmalıydı. Zambaklar, maneviyat ve diğer her şey bekleyebilirdi. Mahatma Gandhi bile, "Eğer Tanrı ken­ dini Hindistan halkına gösterecekse, en iyisi ekmek formunda zuhur etmesi," demişti.
"Bir hayırsever ile bu şekilde davranan bir kapitalist arasındaki farka gelince, gerçekten muhtaç olan ve aciz durumda olmayan bir adamı ele alalım ve hayırseverin ona yiyecek, giyecek ve barı­nak sağladığını varsayalım; bunları kullandıktan sonra, bağımlılık alışkanlığı kazanmış olması dışında, daha önce olduğu yerde olacaktır. Ama diyelim ki hiçbir hayırseverlik güdüsü olmayan, sadece kendi çıkarları için iş yapmak isteyen biri, yardıma muh­taç bu adamı ücret karşılığında işe aldı. Bu durumda işveren iyi bir eylemde bulunmuş olmaz. Yine de çalışan adamın durumu fiilen değişmiştir. Bu iki eylem arasındaki hayati fark nedir? Hayırsever olmayan işveren, istihdam ettiği adamı üretim hattına, enerjinin büyük devinimine geri kazandırmıştır; oysa hayırsever, enerjiyi yalnızca üretime geri dönüşü olmayacak ve dolayısıyla hayırseverliğinin nesnesinin iş bulma olasılığını daha az olacak şekilde yönlendirebilmiştir..."
Isabel Paterson