Zeynep

9/10
·416 syf.··
2024 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2024 18:11
Konusu, anlatımı, kurgusu, kısacası her şeyiyle müthiş bir roman Bıçak Sırtında! İspanyol yazar Rafael Chirbes, 2008 Küresel Ekonomik Krizi’nin İspanya’daki etkilerini, modern dünya düzenine eleştirileriyle beraber muazzam bir kurgu ve farklı sesleri büyük başarıyla bir araya getiren kendine has anlatımıyla işlemiş. Arap bir göçmenin İspanya’nın küçük bir şehrinde bataklık kenarında bir ceset bulmasıyla açılıyor roman. Sonrasında bunun iki hafta öncesine dönüyoruz ve büyük ekonomik kriz sonrasında patlayan inşaat sektörü balonu sonucunda iflas eden bir marangozhane sahibi ve onun işten çıkarmak zorunda kaldığı çalışanlarının hikayesini okuyoruz. Ancak salt krize değinmemiş yazar; a’dan z’ye sistemi ele almış. Kaçak göçmenlerden doğaya ve hayvanlara verdiğimiz tahribata, toplumda artan şiddetten ahlaki yozlaşmaya kadar kapitalist düzenin tüm çarklarını, açmazlarını masaya yatırmış. Dinden ölüme, modern dünyanın ikiyüzlü ve kendisiyle çelişen kurallarından insan ilişkilerine kadar pek çok konuda oldukça derinlikli ve bütünlüklü argümanları da yine kurguya başarıyla yedirmiş. Bunun yanında, yirmi birinci yüzyılla da sınırlandırmamış bu meseleleri, karakterin aile hikayesi ekseninde de İspanya’nın iç savaş yıllarından Franco dönemini ve ardından demokrasiye geçişi de çok güzel yansıtmış. Chirbes’e özellikle hayran kalmamın iki sebebi var: Birincisi, yazarın anlatımından çok etkilendim. Arap bir göçmen tarafından bir cesedin bulunmasının anlatıldığı kısa girişten sonra, ana karakterin bilinç akışıyla ilerliyor roman genel olarak. Ama bunu o kadar başarılı yapıyor ki yazar, bize zamanın farklı dilimlerinden olayları karışık bir sırada anlatmasına ve karakterlerleri okura alışılagelmiş bir şekilde tanıtmamasına rağmen, anlattıklarına kapılıp gidiyor insan okurken. Yine
Bıçak SırtındaRafael Chirbes · Tekin Yayınevi · 201814 okunma
Reklam
Taptığım Putlarım Bunlardır
Aşağıda bir liste vereceğim. Bu kişiler benim için idoldür, puttur, birlikte ortak koşarım. 2700 küsür okumadan sonra hala bir kitabını gördüğümde heyecanlandığım ve okumak istediğim yazarları listeye koydum. Okumadıklarımı koymadım, bir sıralamaya göre yazmadım. Aynı zamanda tavsiyelerimdir, buyurun: KURGU: Arthur Conan Doyle Johann Wolfgang Von Goethe Ayn Rand Homeros Jean-Louis Fournier William Shakespeare Chuck Palahniuk Jules Verne Sevim Burak Aziz Nesin Metin Kaçan https://1000kitap.com/yazar/j-k-rowling-robert-galbraith Molière İhsan Oktay Anar DİN: Mircea Eliade
9/10
·292 syf.··
2024 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2024 15:33
Okunduğunda fikir değiştirebilen kitaplar nadirdir. Bu kitap da benim için o kitaplardan biri oldu. Kitabın konusu basit görünse de içeriği aslında Türkiye'de ne eğitim sisteminde ne de kültürel dünyasında konuşulmayan-bilinmeyen bir konu. Lozan'ın Yunanlılar tarafında nasıl algılandığı konusu. Halbuki Türk zaferinin gerçek göstergeleri aslında bunlar olmalı. Örneğin; Megali İdea arkasından koşarak Batı Anadolu'yu (hatta Ankara'yı) işgal etmek üzere saldırıya geçen askeri komitenin, Türk Kurtuluş Savaşı sonrasında yargılanması ve idama mahkum edilerek kurşuna dizilmesi gibi. Kitap, bu tür somut olayları; dönemin gazete ve dergilerini; dönem hakkında Yunan yazarların kitaplarındaki tarihsel anlatımları incelemiş ve güzel bir derleme çıkarmış. Bunlara ek olarak, benim şahsen fikrimi değiştirdiği konu İsmet İnönü ve Rıza Nur'un konferans sırasındaki tutumları hakkında oldu. Açıkçası ikisinin de bu derece zor bir ortamda gösterdikleri profesyonelliğin farkında değildim. Aynı şekilde o dönemde de konferanstan uzakta olan TBMM'deki bir bölüm vekilin de farkında olmadığı gibi. Fakat, objektif olarak yazılmış bu kitabı okuduğumda aklımda canlanan imaj İsmet Paşa'nın yapılabilecek baskıları yaptığı; kendisine yapılan baskılara profesyonelce karşılık verdiği ve "ben buraya Mondros'tan değil, Mudanya'dan geldim" şeklinde özetlenebilecek sözüyle savaş alanında galip olan bir devletin masada da galip olmasını sağlayacak aksiyonları aldığına ikna oldum. Bu konularda düşünülmek üzere okunması gerektiğini düşündüğüm tür bir kitap oldu. İyi okumalar dilerim
Lozan Konferansı’nda Yunan Diplomasisi (1922-1923)Çağla Derya Tağmat · Libra Yayınları · 20184 okunma
Muhakeme
Eski şarkılar konuştu önce Affedilmeyi dilediler tüm suçlamalardan Yarın olmamış, hiç yaşanmamış gibi Küçük kıyafetleriyle dokunulmazlık istediler Yeterince çektimemişler gibi insanlara Birlikte ama yalnız kalanlar girdi sonra söze Beni bu kadar seven bir adama Bu kadar seven bir kadına beni Rastlamadım demek istediler, diyemediler Aşk bulacak eninde sonunda zaten deyip geçtiler Sabah güneşi, o minik aralıktan sızan Epey hazırlık yapmıştı aslında Karanlıktan ve gölgelerden bir de eski şarkılardan Kimsenin görmediği sessiz savaştan Bahsedecekti sözü bir alabilse Rüyaları anlatmayı sevemeyen adam atladı ama öne Rüyalarını anlatmadı beklenildiği gibi Bir sağa, bir sola, bir dünden, bir yarından Bir sürü gereksiz detaydan başımı kaldırdığımda Onu gördüm, adını unuttuğum duyguyu Ölmüş, uzaklaşmış, karışık ve nefes nefese Ağlayarak söylenen bir yalan gibi Kimse önemsemedi ağır ağır yok oluşunu Gülümsemedim ben de bir daha eskisi gibi Hayat durmadı ama sırada Eleanor Rigby Nereden geliyor bunca şey? Nereye çıkıyor bütün bu yollar? Neden gizli numara yazıyor mezar taşlarında? Anlayabilmek istiyorum diye bağırdı önceki gün Başka bir yarının gecesiydi oysa yağmurda oturan
Şiir
10/10
·224 syf.··
2023 119. kitabı
Bir siyaset bilimci aynı zamanda çok iyi bir hikâye anlatıcısı olduğunda, siyasi kuram ve analizlere hakim olduğu ölçüde bunları edebi bir anlatımla kurguya dökmeyi de başardığında ortaya gerçekten muazzam siyasi romanlar çıkıyor. Kremlin’in Büyücüsü de bunun en güzel örneklerinden bir tanesi. Yazar Giuliano da Empoli, Rus siyasi tarihini, siyasi kültürünü ve ülke politikasındaki dinamikleri çok iyi analiz etmiş, bunları bir siyaset bilimci olarak hakim olduğu siyasi kuramlarla bir araya getirip çok güçlü tespitlerde bulunmuş ve tüm bunları insanın bir ilk roman olduğuna inananmakta zorluk çekeceği kadar ustalıklı bir anlatımla bir araya getirerek okuduğum en iyi siyasi romanlardan birini ortaya çıkarmış. Kurgunun merkezinde her ne kadar Putin dönemi Rus siyaseti olsa da, iyi bir analizcinin yapacağı gibi meselelerin köklerinden anlatmaya başlıyor yazar. Roman, Yevgeny Zamyatin ve onun Biz romanı hakkında araştırma yapan bir Fransız’ın bu çalışması aracılığıyla yolunun Putin’e uzun yıllar danışmanlık yapmış, hatta onun ikinci kolu olduğu düşünülen ve bu nedenle Yeni Rasputin ya da Kremlin’in Büyücüsü lakaplı Vadim Baranov’la kesişmesiyle başlıyor. Biz de hikâyeyi Baranov’dan dinliyoruz: Kendisine koca bir kütüphane miras bırakmayı başarabilmiş büyükbabasını ve babasını anlatıyor öncelikle Baranov. Bu sayede de yirminci yüzyılın başından itibaren Rus siyasi tarihi gözümüzün önünden akıp gidiyor: 1905 Devrimi, Bolşevik Devrimi ve sonrasından SSCB’nin dağılmasına, Gorbaçov ve Yeltsin dönemlerine kadar ülkenin ve toplumun geçirdiği dönüşümün bir özetini anlatıyor yazar arka planda. Bu da çok iyi bir fikir bence çünkü Putin’i iktidara taşıyan dinamikleri konu hakkında hiç bilgisi olmayan okuru bile tatmin edecek ölçüde aktarıyor ve büyük resmi es geçmiyor. Kitabın ikinci
Kremlin'in BüyücüsüGiuliano da Empoli · Ayrıntı Yayınları · 2023168 okunma
Reklam