Puan vermedi
BUDDENBROOKLAR .THOMAS MANN.15 NİSAN.2024 İST. Thomas Mannın 830 sayfalik bu kült eseri kuzey almanyada buddenbroklar adinda tahıl ticaretiyle ugraşan bir ailenin evlilik,anlaşmazlıklar, boşanma, dogumlar , ölümler ve iflasla sonuclanan burjuva hayatını ve bu hayatın icinde karsilastiklari zorluklari, mucadeleyi ve yenilgiyi incelikle anlatir... Geleneklerine, gecmisine ve soyuna bağlı bu ailenin 100 yıllık surecte ticari anlamda kazandığı başarılar ve edinilen bu saygınlığa bağlı ailenin düşüşlerinin ve ayağa kalkislarinin anlatıldığı bir çöküş hikayesidir. Kitapta donemin bu zengin ailelerinin aşk hayatından ziyade iyi bir çeyiz getirecek, zengin bir kızın mantıklı ve denk bir damat adayiyla hayatı birlesirken kitabin karakterlerinden Tony nin yaptığı iki evlilikte de uğradığı başarısızlık ve bu basarisizlik sonucu boşanmış bir kadın olarak donemin burjuva sınıfında kendine kötü gözle bakilmasina verdiği bir çesit onur mucadelesi de vardir.TONY ailenin bir çesit sağduyusu ve köklerine bağlilikta mucadelenin simgesidir. Zengin bir ailenin ticari ve sosyal hayatta varolma mucadelesini anlatirken T.mann donemin siyasi gelismelerini ve yasanilan sosyal degisimleri incelikle sergiler. Kitapta: onurlu,saygin,ölçülü Thomasla vurdumduymaz, çapkın, kluplerden çıkmayan düşük seviyeli kadınlarla taķilan kardesi Cristian arasindaki çatışmayı anlatır...Aile icindeki bu farklı karakterlerin hayatlari ve bu ailenin kuzey Almanya orta sinifında varolma mucadelesidir tema. Kitapta aile buyukleri ölür, çocuklar buyuyup evlenir sonra onlar ölür onların cocuklari da büyürken, serpilen, gelisen ve yeni akrabaliklar edinen bu aileyi tıpkı o yuzyillik doneme tanıklık ediyormuşuz gibi bir hisse kapılarak okuruz. Kitap kolay akan ,dilinin insani yormadigı bir ahenkte ilerler yalnız thomas
BuddenbrooklarThomas Mann · Can Yayınları · 20151,926 okunma
Puan vermedi
H.Castrop un kuzeni Ziemseni ziyarete geldiği Alplerde bir senatoryumda geçen 7 yılını anlatır.Büyülü dağ T.Mann in karakteri H.Castrop un : yaşam, ölüm,ruh,madde,zaman, aşk ve ahlak üzerine gelişimini ve geçici bir süreliğine geldiği Davos un bir otelinde karların arasında, hastalarla olan iletişimi anlatılır. Kitap ha bir şeyler oldu olacak diye okur sabırla bekler ama Settembrini ve Naphtanin duellosuyla Castrop un düzlüğe inip savaşa katıldığı son kısım dışında ele avuca gelecek bir şey bulamaz.Mann kitapta bir odayı,odadaki eşyaları, kıyafeti, gereksiz sayfalarca uzatır ki bu okuru sıkar. Castropun felsefik gelişimini üzerine almış Settembrini ve Naphtanin tartışmalarında civitlik,masonluk, Rönesans, ortaçağ ve antik yunanla ( araya her sayfada sıkıştırılan İtalyanca cümleler de cabası) ilgili okur pek de bir şey bilmiyorsa kitabı tam anlayamaz.Kitap kısım kısım felsefik şeylerin konuşulduğu kitap ama o felsefe aklı başında bir bütünlük oluşturup okurun anlayabileceği bir kıvama bir türlü gelmiyor.T. MANN sanki birkaç seçkin arkadaşı anlasın diye yazmış gibidir.ele avuca gelmeyen bölük pörçük sırf üste çıkmaya çalışılan felsefik tartışmalar cidden boğucu okur için. Hele hele hastalık ve ahlak arasındaki bağı savunan Settembrini nin düşünceleri tam bir sacmalikti.gunluk dinlenme kürü,iyi Ruslar masası,rutin kontroller, yorgana sarılıp uyuma gibi sayfalarca birbirinin aynısı günler anlatıp durulur.Settembrini hermetik bir egitimle Castrop u eğitir.mason ve hümanist Settembrini ve Cizvit Naphta nin tartışmalarinin çoğunda öyle yerler var ki ne demek istediklerini ancak tanrı bilir. Kitabın sonlarına doğru peeperkorn adinda yaşlı ve Zengin bir adam senatoryuma gelir ve herkesi etkisi altına alan bir yapısı vardır ve öyle bölük pörçük, anlamsız şeyler konuşan biri
Büyülü DağThomas Mann · Can Yayınları · 20191,528 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
kanije defense (1601): the glorious resistance of the ottoman empire and the genius of tiryaki hasan pasha history is sometimes written with the incredible courage of a handful of men and the genius of a leader. here is the kanije defense, it is just such a victory! tiryaki hasan pasha and 8,000 ottoman soldiers showed an epic resistance against the giant habsburg army of 50,000 men and went down in history in golden letters. ottoman's fateful moment: kanije castle think about it, the year is 1601. the ottoman empire is in constant struggle with the habsburgs. kanije castle passed into the hands of the ottomans in 1600 and has great strategic importance. however, habsburg emperor ii. rudolf sends a huge army to take back this castle. commander archduke ferdinand surrounds the castle with soldiers collected from germany, hungary and various european states. number superiority? it belongs to the enemy. logistical support? it belongs to the enemy. but the ottomans have something in their hands: a strategic genius and an unshakable will! tiryaki hasan pasha: the embodiment of cunning and military genius this man is a master of war! as his name is "tiryaki", which means constantly alert, alert, intelligent... he knows how to defeat the enemy with his limited power. here are some of his tremendous tactics: • continuous night raids: ottoman soldiers forbade the enemy's sleep by making sudden attacks on the habsburg camp. he didn't let them breathe easily. • deceiving movements: although there were a small number of ottoman soldiers in the castle, the cannons were constantly fired from different points, giving the enemy the feeling that there was a large army inside. • fake letters: he spread the rumor that a large aid army came from the ottoman forces. the habsburgs
Ottoman Wars 1700 - 1870Virginia H. Aksan · Routledge · 200722 okunma
Modern dünyaya fırlatılmışlık
10/10
·888 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Bir dönüşüm hikayesi. Günümüz dünyasına doğmuş bir insan, izole bir halde yetiştiği taktirde, antik dönemlerde dünyaya gelmiş bir kimse ile hiçbir fark oluşturmayacaktır. Fark yaratan, yazılı ve sözlü olarak aktarılmış yaşam formlarıdır, kültür genetiğidir. İnsan, kurulum sürecinde — bilhassa çocukluk ve ergenlik — adeta tüm insanlık serüveninin fikir akımlarını, yaşam deneyimlerini ve olanaklarını kültür aracılığıyla idrak eder ve pozisyonu buna göre şekillenir. Bir dönüşüm hikayesi. Bildungsroman deniyor buna. Hikayenin kahramanı gençtir, hamdır, bilgisizdir, deneyimsizdir. Bir serüvene atılır ve zaman içinde gelişir, büyür, olgunlaşır. Hayatın sillesini yer, aşık olur, gözleri açılır, uykudan uyanır, aydınlanır. Olacağı şeye dönüşürken, biz izleyiciler inşa sürecine şahit oluruz. Mann’ın kendi hayatı da bir çeşit inşa sürecidir. Burjuva bir ailede başlayan ham bir yaşamdan, Almanya’nın en büyük yazarı olmaya dönüşen bir yaşam. Cumhuriyet karşıtı bir monarşistten, Weimar Cumhuriyeti’ne destek veren bir yazar olmaya evrilen bir yaşam. Bir dönüşüm hikayesi fakat 20.yüzyılda, modern dünyanın içine fırlatılmış bir kimsenin dönüşüm hikayesi. Bu aslında sıradan bir kimsedir. Onu farklı kılan şey maruz kaldıklarıdır. Bahsettiğimiz kişi Hans Castorp’tur. Fakat bu aynı zamanda yazarımız Thomas Mann’dır. Ve izin verirseniz bu, günümüz dünyasına fırlatılmış, kesin bir taraf olamayıp olayları gözlemleyerek mevzuların özünü idrak etmeye gayret eden biz şaşkınların, bağımsız kimselerin hikayesidir. Bir okuyucu, istisnaları elimine ettiğimizde, daima özgür ruhlu olacağı için biz okurları başkahramanımız ile eşleştirebiliriz. Buraya fırlatıldık ve maruz kaldığımız tonla düşünce akımı var. Aydınlanmacılar, modernistler, post-modernistler, liberaller, mistikler, cumhuriyetçiler,
Büyülü DağThomas Mann · Can Yayınları · 20191,528 okunma
Pedofili ile ne alakası var kardeşim!
Puan vermedi·104 syf.··
2023 105. kitabı
Bir "ne amaçla aldım hatırlamıyorum vakası" daha. Eminim, okuduğum bir kitapta adı geçtiği ve o sırada aklımda olan bir şeye paralellik gösterdiği için not ettiğim ve aradan bir süre geçince sipariş edip hangi paralellik olduğunu hatırlamadığım diğer kitaplarla benzer bir vaka bu da :) Mann'ı diğer eserlerinden ve dünya çapındaki haklı ününden tanıyoruz zaten ama bu kitabı, adını duyurduğu iki kitaplarının arasındaymış. Beş bölümlük bu kitap öncelikle Aristoteles'in tiyatrosuna çok yakın. Aristoteles'in Tiyatrosu; başlangıç, yükseliş, zirve, sonun başlangıcı ve ölüm diye beş bölüm den oluşuyor. Mann da Venedik'te Ölüm'ü buna çok yakın tutarak oluşturmuş ve eser içerisinde kendinden şeylerden bahsetmiş. Onun bölümlerinde; başlangıca ünlü bir yazar olan Gustav Aschenbach'ın yaratma sürecindeki kısırlığa bir çözüm olarak seyahate çıkma verilmiş. Bölümler son perde olan "Ölüm" ile sonlanana kadar; karakterdeki yazarın çocukluğu ile sanata ve sanatçıya bakışı, yolculuk zamanı, aşk ve yazardaki değişimler, ve son perde olan yazarın ölümü ile devam edip bitiyor. Açıklama kısmında bahsedilene göre T. Mann, Goethe'yi anlatmakla başlayıp kitabı farklı bir boyuta taşımış. Sırf bu bilgi ile yazar olan karakterde Goethe esintileri arayıp, karakteri Goethe olarak düşündüğümü söyleyebilirim. Vermeselermiş bu bilgiyi keşke. Son iki bölüme bölüme kadar sıradan işleyen kitap, dördüncü bölümle birlikte düşünsel bir bölüme geçiyor. Bu bölümle başlayan yerde karakterin on dört yaşındaki bir çocukta gördüğü güzellik kavramı ele alınıyor. Hatta buradan itibaren Yunan miti ile benzerliklerini de sıralıyor T. Mann. Beşinci bölümde kitap daha da hareketlenerek Venedik'te baş gösreren kolera salgınını ve bu şehirden kaçan insanları işlerken karakterin dayanamamasına rağmen çocukta gördüğü
Venedik'te ÖlümThomas Mann · Can Yayınları · 20204,670 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
Beğendi
·
2022 125. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2022 00:00
Amazing family hakkında belgesel roman #thomasmannveailesi , geçtiğimiz ay yayımlandı. Tilmann Lahme’nin adında da Mann olması :) Belgesel roman: Gerçek olaylara, belgelere, araştırma ve incelemeye dayanarak oluşturulan roman türü. Oldukça detaylı bir kitap, 1920’li yıllardan başlıyor ve Mann ailesinin her bireyine eş zamanlı değinerek ilerliyor. Biz çocuklarından Klaus Mann’ı daha iyi biliyoruz ve Klaus hakkında da çok detaylı bir kaynak. Yazar Mann ile birlikte aile babası Mann da anlatılıyor. Bazı çocuklarıyla olan yakınlığı, bazılarıyla mesafesi. Hep babanın gölgesinde kalan çocuklar. Günlüklerinden epey yararlanılmış. Çocuklarına devamlı maddi destekte bulunması ve bunları düzenleyen eşi Katia Mann. Sürgün yılları, Amerika’da yaşamı, politik duruşu, gerçekliğinin kurgularına yansıması. Yazar öldü yaklaşımıyla biraz çatışıyor tabii bu durum. Çocuklarının Mann’ın ölümünden sonra da babalarının gölgesinde kalıp ‘bu baba ölmüyordu.’ durumlarını bu yaklaşıma bağlayayım, bu yazar ölmüyordu.:) Amazing family anlatılırken bir dönem de anlatılıyor, savaş, sürgün, soykırım. Bildiğimiz birçok yazar da geçiyor. İçerik için diğer görseller. Zamana yayarak okuduğum bu kitabı meraklılarına tavsiye ederim. Kitapta özellikle Erika ve Klaus’un yakınlığı, birlikte yaptıkları işler-çılgınlıklar beni çok etkiledi. “Çok acı çektim, çok seyrettim ve çok heyecan duydum. Dünyanın beni boş sözlerle avutmasına izin verdim. Peki,bütün bunları neden yazıyorum? Ölümümden önce imha etmek için mi? Yoksa dünyanın beni tanımasını istediğim için mi?” T. Mann’ın günlüğünden alıntı. Thomas Mann Klaus Mann
Thomas Mann ve AilesiTilmann Lahme · Can Yayınları · 202226 okunma