Aşkın nesnesinin bir bene hapsolmuş, önümüze uzanabilecek bir insan olduğunu sanırız. Heyhat! O insanın işgal ettiği ve edeceği tüm uzay ve zaman noktalarındaki uzantısıdır aşk. Onun belli bir uzamla, belli bir zaman dilimiyle temas noktasına hakim değilsek kendisine de hakim değiliz demektir. Nitekim erişemeyiz tüm o noktalara. Bize tarif edilseler oralara dek uzanabilirdik belki. Ancak el yordamıyla arar, bulamayız. Güvensizlik, kıskançlık, zulüm de bundan kaynaklanır. Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.
Bir şeyin kökeni / başlangıcı ile tarihi arasında onu temellendiren ve başlatan şey ile ona rehberlik eden ve yöneten şey arasında kurucu bir bağ vardır.
Ne zaman bir iktidar bozulmak üzere olsa emir verecek biri olduğu sürece aynı zamanda hep -tek bir kişi de olsa- ona itaat edecek biri de bulunacaktır. Bir iktidarın varlığı, emir vermekten vazgeçtiğinde sona erer.