Bir gün o tabiat çocugu, tabiat oldu; simsek, yildirim, günes oldu; Türk oldu. Türk budur: Yildirimdir, kasirgadir, dünyayi aydinlatan günestir."
Mustafa Kemal Atatürk, 1930
Tabiat kanunları kadar sertleşen toplumsal çaresizliğin çemberinde dileseniz de, gerektiği kadar yardımsever ve cömert olamıyorsunuz. Kendinizi bir ölçüde de olsa kayıtsızlaştırabilirseniz, ayakta ve hayatta kalabileceğiniz konusunda hayat dayatıcı oluyor. Ne cebinizdeki para, ne içinizdeki merhamet artık hayata yetmiyor.
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
Bu zemin kafası yüzbin ağız, herbirinde yüzbin lisan ile Allah'ı tanıttırsa ve sen Onu tanımazsan, başını tabiat bataklığına soksan, derece-i kabahatını düşün. Ne derece dehşetli bir cezaya seni müstehak eder, bil, ayıl ve başını bataklıktan çıkar.