10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:15
Sayın Tuğba Saydam 'ın okumuş olduğum üçüncü kitabı. Diğer kitaplara haksızlık olacak belki ama bu kitap bir başka olmuş. Zaten her zaman üstüne koyarsanız başarılı olursunuz. Tuğba Saydam 'da tam olarak bunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş. Kendi şahsım adına, kült kitapları saymazsak okumuş olduğum en iyi kitaplar arasında ilk 3'te diyebilirim. Kitabı bir solukta da okuyabilirsiniz, hemen bitmesin diye sindire sindire de okuyabilirsiniz ( tabii merakınızı kontrol edebilirseniz) Çiçek İzleri kitabı, bir sahil kenarında başlayan tesadüfi bir karşılaşmanın ardından, bir kadının peşine düşen anlatıcının hem o kadını hem de kendi zihninin karanlık koridorlarını keşfetme hikâyesidir. Hatta "Zengin kız, Fakir oğlan" hikayesi gibi düşünüp son dakika golü de diyebilirsiniz. Yazarın emeğine, yüreğine sağlık diyorum. Mürekkebi kurumasın dileğiyle
1000Kitap
Çiçek İzleriTuğba Saydam · Metinlerarası Kitap · 20265 okunma
Puan vermedi
Bralarda yeniyim ve bu benim ilk yazım olacak. Hatalar ve yanlışlıklar varsa görmezden gelin. İncelemem spoiler içeriyor bunu bilerek okuyun lütfen. Yaşar Kemal bu romanda klasik tragedyayı roman haline getiriyor. Bunu yaparken iki temel tragedya olan  Oresteia ve Kral Oidipus ’u birleştirip günümüze taşıyor. Romandaki Hasan karakteri Oidipus ile Orestes arasında gidip geliyor: İçi Oidipus ama dışsal olarak toplum ve gelenek tarafından Orestes olmaya zorlanıyor. Yaşar Kemal böylelikle tek bir göğüste iki karşıt duyguya sebep oluyor. Romanda modernizme dair hiçbir şey geçmese de, hikâye arkaik bir metin gibi görünse de son derece modern bir romandır. Çünkü Yaşar Kemal Yunan tragedyadan farklı bir ahlaki çıkarımda bulunuyor. Oresteia ’da ana katili Orestes mahkeme tarafından aklanır. Ama bu romanda son öyle bitmiyor. Romanın başında annesine düşkün, iyi bir çocuk olan Hasan; sonra hayvanları öldürmeye, kuş yuvalarını bozmaya başlar. Yani doğayı (anne motifini) karşısına alır, maddeye indirger. Hikâyenin sonunda bütün zenginliğini, statüsünü borçlu olduğu bir araç haline getirir (kapitalizm eleştirisi). Hasan toprak ağası olur ama bazen portakal çiçeklerinin kokusu burnuna geldiğinde yüreği sızlar ve yitirdiklerini hatırlar. Yaşar Kemal, klasik tragedyaların en temel motifleri olan ve modernizmin de bilinçaltı olan baba katli, anne katli ve anneye düşkünlük üçgenini ataerkil düzeni eleştirmek için kullanır. Romanın modernliği, modernizmin ikiliğinde saklıdır. İkilik şudur: Hasan’ın annesini öldürmesi gerekir. Çünkü o, babasının oğlu olarak son derece aydınlanmacı ve Platonik bir geleneğin taşıyıcısıdır. Bu gelenekte kadının adı yoktur. Kadın birey değildir, sadece kuluçka makinası olarak görülür. Aynı zamanda Hasan bir gelişim romanı kahramanı olarak annesini
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Reklam
《 FRANSIZ TEĞMEN'İN KADINI 》
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:02
Fransız Teğmen'in Kadını, Victoria döneminde, aşk maskesi altında anlatılan bir ihanet hikâyesidir. Bu esere sadece ihanet hikâyesi de diyemeyiz. Eser, toplum tarafından dışlanan bir kadının bu durumu özgürlüğe dönüştürmesini de anlatır. Sarah'a yapıştırılan "Fransız Teğmen'in Kadını" yaftasını o, bir direnişe dönüştürür ve bu durumu özgürlüğü adına kullanır. Charles'ın bireyselliği penceresinden baktığımızda ise kitap, kimlik bulma ve kişinin bireysel hayatını kurma mücadelesi olarak anlatılır. Victoria dönemi, ikiyüzlülüğün tavan yaptığı bir dönemdir. Toplumsal yapıda katı ahlaki kuralları olan ve bunu biçimlendirdiği sınıflara göre şekillendiren riyakâr bir dönemdir. Yazar bu dönemi, arka planda tüm kılcallarına inmek suretiyle kurgu içinde eriterek anlatır. Victoria toplumu, Sarah'ın Fransız bir teğmene olan aşkını fahişelik olarak nitelendirir. Sarah bunu kabullenir gibi görünerek bu durumu özgürlüğü adına kullanır ve kim olmak istiyorsa o şekilde davranır.Toplum onu etiketleyerek köleleştirdiğini zannederken o, özgürlüğünün kraliçesi olarak yoluna devam eder. Buraya kadar Sarah'ın hakkını verdiysek şimdi biraz da kızmam gerekiyor çünkü Sarah bazı yanlışlar yapıyor. Ne olursa olsun özgürlük yalan söylemek değildir. Bireylerin özgürlüğü başkalarının sınırına dokunana kadar vardır. Yani ben özgürüm istediğimi yaparım diyerek birinin duygularıyla oynamak, yalanla yanlışla birinin hayatından ve zamanından çalmak hırsızlıktır. Bu özgürlük değil, hadsizliktir. Bu mevzu din konusundan çok insanlık ve vicdan ile alakalıdır. İnsanın kendini tanıması, ne istediğini bilmesi ve tanıdığı kadarıyla bunu dürüstçe ifade etmesi çok önemlidir. Bu konuda İbrahim Tenekeci'nin bir cümlesi zihnimde yankılanır, der ki: "Yalan insana mahsustur ama insani değildir." Özgürlük elbette
Roman
Fransız Teğmenin KadınıJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20203,032 okunma
Okuduğum İlk Şiir Kitabım
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 19:26
*Şiir sevmez miyim? Her Türk evladı şiir sever, ben de severim. *Peki okumaz mıyım? Okurum tabii ki. Ama denk gelince bir şiir, iki şiir… Sosyal medyada karşıma çıktıkça. *Peki şimdi neden okudun bitirdin bu kitabı ? Öncelikle kitabın ismi etkili ve Sezai KARAKOÇ üstad. Uygulamada okuyan arkadaşların alıntılarını tek tek, kısa uzun demeden üşenmeden okudum . Ve okumaya karar verdim, okudum , tavsiye ediyorum … Hızırla Kırk Saat, kolay okunan bir kitap değil; fakat insana derinlik kazandıran bir kitap . Bu kitap sadece bir şiir kitabı değil, okuru düşünceye daldıran , insanın gönlünü okşayan bir kitap… Edebiyat ve şiire ilgi duyan herkese tavsiye ederim. Sezai Karakoç Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
Duygu ve Düşünce
Hızırla Kırk Saat - Şiirler IIISezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20242,663 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2026 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:48
Her ne kadar Türk edebiyatı tarihinde toplumcu gerçekçi roman diye anılsalar da benim için içimdeki köylüyü dışavuran içinden halk hikayeleri, yeni deyim-atasözü öğrendiğim ve çok sevdiğim bir edebiyat kolu. Kemal Bilbaşar’ın Cemo serisi Cumhuriyet’in ilk yıllarında Doğu Anadolu’da yaşananları Cano, Kevi, Cemo, Memo, Senem, Sarikoğlu karakterleri üzerinden anlatıyor. Ara ara Şeyh Sait isyanına, Dersim dağlarına, toplumun Alevilere bakış açısına ve tabii ki ağalık düzenine(!) dokunuyor. Bizlere de keyifle okumak düşüyor. Devamı olan Memo’yu da köydeki balkona saklıyorum ki haz tavan yapsın İyi ki kitaplar var
CemoKemal Bilbaşar · Can Yayınları · 20232,134 okunma
TAŞ KAĞIT MAKAS (spoiler içerir)
Puan vermedi
Son zamanlarda beni en çok şaşırtan, okurken adeta ters köşe olduğum bir kitapla geldim: Taş Kağıt Makas. ​Dürüst olmak gerekirse, kitaba başlarken içimde biraz ön yargı vardı. "Klasik bir evlilik krizi ve sıradan bir çift hikayesidir herhalde" diye düşünmüştüm. Ama itiraf edeyim; okuyup bitirdiğimde bu ön yargımdan dolayı beni haksız çıkardığı için kitabı çok beğendim. Normalde polisiye ve aksiyon türünü çok seven biriyimdir, bu kitap da tam olarak benim o gerilim ve gizem arayan damarıma hitap etmeyi başardı. ​Gelelim konunun başladığı yere... Hikaye, evliliklerinde ciddi sorunlar yaşayan ve on yılı devirmiş bir çiftin, belki de bu gidişata bir son vermek ya da evliliklerini kurtarmak umuduyla çıktıkları iki günlük bir hafta sonu tatilini anlatıyor. Kitapta üç temel karakterimiz var: Adam, Amelia ve Robin. ​Yazarın anlatım tarzı çok keyifli; hikayeyi tek bir ağızdan dinlemiyoruz. Bölüm bölüm ilerliyor kitap. Bir bölümün başında "Amelia" yazıyor ve onun gözünden yaşananları okuyoruz; diğer bölümde "Adam" yazıyor, onun zihninden geçenlere ortak oluyoruz. Tabii bir de "Robin" var, aynı şekilde onun pencerelerinden de bakıyoruz olaylara. ​Kitapta beni en çok yakalayan detaylardan biri şu oldu: Adam ile evli olan karısının, her evlilik yıl dönümünde kocasına bir mektup yazdığını görüyoruz. Bu mektuplarla geçmişe gidiyoruz; evliliklerinin ne kadar güzel ve umut dolu başladığına, sonra zamanla işlerin nasıl sarpa sardığına tanık oluyoruz. ​Ama sakın yanılmayın! "Ha, tamam işte, anlaşamayan bir karı-koca hikayesi okuyacağız" deyip geçmeyin. Sayfalar ilerledikçe hikaye öyle bir evreye dönüşüyor ki, kendinizi hayretler içinde kalmaktan alıkoyamıyorsunuz. Kendi adıma konuşmam gerekirse, okurken gerçekten çok şaşırdım. Kitabın sonuna doğru yaklaştıkça olaylar öyle bir
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,2bin okunma
Reklam
Reklam